Parkinson Hastalığında Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon
Parkinson hastalığı, beyinde dopamin salgılayan hücrelerin hasarı sonucu ortaya çıkan bir sinir sistemi hastalığıdır. Fakat bu hasarın neden ortaya çıktığı henüz tam olarak bilinmemektedir. Daha çok orta ve ileri yaşlarda görülür. Parkinson, yavaş ve sinsi seyreden bir hastalıktır.
Hastalığın Tedavisi; İlaç tedavisi, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon ile Cerrahi tedavi olmak üzere 3 ana başlık altında toplanabilir.
Parkinson hastalığında Fizik Tedavi ve Rehabilitasyonunun temel amacı hastalık sonrası oluşan özrü ortadan kaldırmak ya da özrü en az düzeye indirmektir. Hastanın günlük yaşam aktivitelerinde bağımsızlığını kazanması, yaşam kalitesinin ve fonksiyonelliğinin arttırılması amaçlanmalıdır.
Parkinson Hastalığında En Sık Görülen Belirtiler; ellerde titreme, kas ve eklemlerde sertlikler (dişli-çark belirtisi), hareketlerde yavaşlama, yürüyüş bozuklukları, donma fenomeni, mırıldanır tarzda konuşma, maske yüz, öne eğik duruş pozisyonudur.
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyonda Parkinson Hastalığının Değerlendirilmesi: Normal eklem hareketlerinin değerlendirilmesi, solunumun değerlendirilmesi, kas ve eklem sertliklerinin değerlendirilmesi (rijidite), hastanın duruş şekli (postürü), kas kısalıkları ve kuvveti, bağımsızlık seviyesi, yürüyüş ve denge değerlendirmesi ve fonksiyonel değerlendirme testleri uygulanarak hastanın genel durumu hakkında geniş bilgiler elde edilir.
Bu değerlendirmeler ışığında hastanın eklem ve kas sertlikleri varsa manuel tedavi teknikleri ve mobilizasyon teknikleri ile hastanın şikayetleri azaltılabilir, yürüyüş eğitimi ile yürüyüş düzeltilebilir, ağrısı varsa elektroterapi ajanları ile ağrıları azaltılabilir, denge ve koordinasyon geliştirilerek hastanın sık düşmesi önlenebilir, titremeler azaltılabilir, dirençli egzersizlerle kas kuvveti arttırılabilir, düzgün duruş postürü kazanılabilir, solunum egzersizleri ile solunum derinliği arttırılarak yorgunlukla mücadele edilebilir, bu uygulamalar doğrultusunda hastanın maksimum bağımsızlığı arttırılabilir ve korunabilir.
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyonda Parkinsonun çok yönlü değerlendirilmesi sonucunda hastanın şikayetleri de göz önünde bulundurularak uygun tedavi şekli belirlenir. Hastanın günlük yaşamındaki, meslek yaşamındaki ve sosyal yaşantısındaki şikayetleri doğrultusunda bu alanlarda da gerekli düzenlemeler ve önerilerde bulunarak hastanın yaşam kalitesi maksimum düzeye çıkartılır.
Fizik Tedavi ve İnme
Dünyada en yaygın görülen nörolojik bir problem olan inme (Felç) beyne giden damarlardaki kan akımının ani bir şekilde durması ya da kesintiye uğraması sonucunda ilgili bölgenin beslenememesi ve oksijenlenememesine bağlı beyin hücrelerinde oluşan hasardır. Bu olayın yaşandığı beyin bölgesine göre vücutta etkilenimler oluşur;
Motor kontrol kaybı, duyu ve denge bozukluğu, konuşma ve kognitif bozukluklar klinik tabloda görülen, vücudun bir yarısını etkileyen durumlardır.
Kesinleşmemiş olmakla birlikte, hipertansiyon, sigara, obezite, fiziksel inaktivite(hareketsiz yaşam), ağır alkol kullanımı felç riskini etkileyen faktörlerdir.
İnme geçiren bir kişinin tekrar inme geçirme riski 5 yıl içinde %25-42 oranlarındadır. Bu yüzden kişinin tüm yaşam şeklini doğru bir şekilde yönlendirmesi gerekir.
Rehabilitasyonun da akut dönem medikal tedavilerin tamamlanması olarak algılanmamalıdır. Mümkün olduğunca erken dönemde mobilizasyon (hareket) derin ven trombozu(pıhtı) riskini, aspirasyon pnömonisini , bası yaralanmalarını, kontraktür oluşunumunu(eklem kısıtlılıkları), ortostotik intolerans(taşikardi) riskini önler.
Akut dönemde doğru yatak pozisyonlamaları ve yukarıda bahsedilen komplikasyonların önlenmesi için yapılan uygulamalar hayati önem taşır. İlk 24-48 saat içerisinde pasif eklem hareket açıklığı egzersiz programına başlanması gerekir.
Eklem hareket açıklığının çalışılması, derin solunum egzersizleri, oturma egzersizleri, yutma ve öksürme egzersizleri, derinin gözlemi ve bakımı doğru bir şekilde yapılmalı ve hasta yakınlarının bilinçlendirilmesi gerekmektedir.
Bizler rehabilitasyon programına başlamadan önce fiziksel, nörofizyolojik, psikolojik yönler gibi birçok açıdan hastayı değerlendirerek, uygun programın oluşmasını sağlarız.
Derme ve güçlendirme egzersizleri, eklem hareket açıklığı egzersizleri, günlük hayata adaptasyona yönelik mobilizasyon aktiviteleri kişinin durumuna hangi evrede olduğuna bağlı olarak planlanır. Hem hastaya öğretilir hem de düzenli yapılması için takip edilir.
Eğer ihtiyaç duyulursa ortez kullanımı ile desteklenir.
Etkilenim görüldüğü tarafta alt ve üst ekstremitelerde (kol ve bacaklar) oluşan sinerjiler germe ve kuvvetlendirme egzersizleri ile aşamalı olarak kırılmalıdır.
Amacımız hastanın biran önce günlük hayatta bağımsızlaşması, yatak içinde dönebilme, ayağa kalma, yemek yeme, giyinme- soyunma, kişisel bakım aktivitelerini yerine getirebilme yetilerine sahip olmasıdır.
Eş zamanlı olarak bilişsel sıkıntılar için, (dikkat dağınıklığı, hafıza, ihmal, demas gibi) kendine güveni arttırma ve motivasyon ve sosyal hayata dahil olma gibi desteklerde bulunulması gerekir. Gerekirse psikoterapi desteği sağlanmalıdır.
Felç sonrası yapılması gerekenler multidisipliner olarak planlamalı ve hemen uygulanmaya başlanması gerekmektedir. Böylece mümkün olan en çok ve en hızlı geri dönüşü sağlamış oluruz.
İnme riskinin tekrar etmesine karşın kişinin bilinçlendirilmesi gerekmektedir. İnaktiviteyi önlemek için egzersiz programı oluşturulmalı ve uygulanmalıdır.
Origene Bel Kuvvetlendirme Programı
Sevgili ve Değerli Hastalarım;
Bildiğimiz gibi omurga insanı dik tutan temel organımızdır. Omurganın çeşitli rahatsızlıkları ağrılara ve zaman içinde dik durmamıza engel olabilmektedir. Omurgamızın etrafında derin ve yüzeysel kaslar bulunmaktadır. Bu kaslarımızın kuvvetli olması omurgamızın sağlığını da belirleyen önemli bir kriterdir.
Fizik tedavi rehabilitasyon kliniklerinde bel, boyun ve sırt kas ağrıları, omurga kemik zayıflığı (osteoporoz); bel, boyun ve sırt fıtıkları, duruş bozuklukları, omurga eğrilikleri gibi şikayetler en çok karşılaşılan sorunlardandır. Her klinik kendi yöntemleriyle FTR Programları uygular ancak bu konunun olmazsa olmazı kas kuvvetinin ve esnekliğinin mutlaka sağlanması gerekliliğidir.
Peki nasıl yapacağız? Uzun yıllardır mesleğin içinden birisi olarak gördüğüm şu ki egzersiz doğru zamanda, doğru teknikle, doğru modelin seçimi ile yapıldığında fayda sağlamaktadır. Bu kararı değiştiren çoklu sebepler vardır. Örneğin yaşınız, kardiovasküler sağlık durumunuz, genel kas kuvvetiniz, hedef programınız, mevcut şikâyetiniz, motivasyonunuz vb. tüm sorular ile programınız belirlenmeli ve ancak bir uzman tarafından değerlendirilerek sizin için ideal kas kuvvetlendirme programı oluşturulmalıdır.
Kliniğimizde 20 yıldır mükemmel güvenilirlikle uyguladığımız Origene Programı ile7’den 70’e tüm yaş gruplarında, omurga eğriliklerinden inmelere, yaşlı hastalarımızın kas zayıflığı şikayetlerinden bel fıtıklarına kadar bel, sırt ve boyun kaslarında kuvvet istenilen her durumda, uygun zamanda, kişinin boy ve yapısına göre ayarlanmakta ve oldukça kısa ve zamanda yüksek verimlilikte kuvvetin arttığını deneyimlemekteyiz.
Origene Programı, haftada 1 gün 10 dakika, 10 hafta uygulama ile bel kuvvetinde artış, cinsel performansta artış, doğru duruş, kendine güven, güzel postür, ağrısız bir bel ve sırt, bel sağlığında mükemmelliği sağlayan bir egzersiz yöntemidir. Zamandan tasarruf ederken sizlere verimlilikte de maksimum fayda sağlar.
Omurganız dik, beden enerjiniz yüksek, ağrısız ve sağlıklı günler dilerim.
Sevgiyle ve sağlıkla kalınız.
Songül Sevim
Natal Fizik Tedavi
Osteoartrit Nedir, Belirtileri ve Tedavisi
Osteoartrit, halk arasında “kireçlenme” olarak bilinir ve dejeneratif eklem hastalığıdır.
Özellikle 50 yaş üzerinde kadınlarda daha yaygın olarak görülür ve yük taşıyan eklemlerde karekterizedir. Bu hastalıkta, sabahları hareket kısıtlılığı, ağrı, ödem, yük bindirmede güçlük gibi şikayetler görülmektedir.
Eklemin kıkırdak yapısı bozulurken kemik dokuda da yapısal değişiklikler oluşur. Kemiklerde küçük çıkıntılar meydana gelir ve eklem içindeki hareketin kolay yapılmasını sağlayan synovial sıvıda azalma olması hem eklem hareketlerinin zorlaşmasına hem de ağrının oluşmasına sebebiyet verir.
Özellikle yaşla birlikte kadınlarda değişen hormonal sebepler, kilo alımı, yanlış tekrarlayan hareketler, vücut kütle balansında negatif değişiklikler meydana gelir. Bunlara bağlı olarak kas kütlesi azalır, vücudumuzun ağırlığını önce kaslar sonra eklem bağ kemik dokular taşırken kasların zayıf olması ekleme aşırı yük binmesine sebebiyet verir ve eklem dejenerasyonunu hızla arttıran bir faktör olur.
Son yıllarda besin alerjileri ile bağırsak sağlığı bilindiği üzere beden ve ruh sağlığında çok önemli bir yer tutmaktadır. Ve artık osteoartrit de kişinin mutlaka bu açılardan da muayene edilmesi büyük önem taşır. Yaş, kalıtımsal faktörler, aşırı yıpranma, diğer enflamatuar hastalıklar, kişinin günlük yaşamdaki hareketleri örneğin diz üstüne çökerek yer silme, şoförlük, ağır taşıma) osteoartriti başlatan veya ilerleten önemli etkenlerdir. Hasta, nemli havalarda bahar ve sonbaharda ağrı şikayetlerinin arttığından yakınır.
Osteoartrit Tedavisi
Tedavisinin olup olmadığı sıkça sorulan bir sorudur. Hastalar, çoğunlukla kireçlenmenin geçmeyeceği kanaatine sahiptir. Ağrıyla yaşamayı öğrenmiş ve benimsemiş bunu yaş almaya bağlayarak teslim olmuştur. Hiç kimse ağrılı bir yaşamı istemez ve ekonomik, psikososyal, ailesel ciddi menfi etkileri vardır. Osteoartritin tedavisi mümkündür. Tedavi yöntemleri arasında medikal, fizyoterapi, egzersizler, doğru beslenme, hasta eğitimi, doğru günlük yaşam etkinliklerinin düzenlenmesi, kıkırdak yapısını destekleyen takviyelerin kullanılması gibi elimizde hiç de az olmayan ağrıyı giderici, fonksiyonu arttırıcı günlük yaşamı rahat hale getirebilecek silahlarımız mevcuttur.
Diğer tüm şikayetlerde olduğu gibi öncelikle yapılması gereken ilk adım, sorunu tetikleyen faktörlerin elimine edilmesidir.
Kilo düzenlenmesi sağlıklı beslenme alışkanlıklarının edinilmesi, ağrı açığa çıkarmayan egzersiz ve hareketlerin yapılması, mutlaka gros olarak tüm vücut kaslarının kuvvet dengesinin artırılması ve yanında ilgili eklemin üst ve alt grup kaslarının özellikle güçlendirilmesi, bazen kinesiotape uygulamak vücutta diğer dahili sorunlar varsa ilgili hekimle iş birliği içinde olmak, bize tedavide önemli yol aldırır.
Kliniğimizde 28 yıldır bu ve benzeri şikayetleri olan hastalarımızda üzerinde durduğumuz en önemli konu ağrının sadece tedaviye gelinen süreçte giderilmesi değil kalıcı iyilik halinin sağlanmasıdır. Bu konuda hasta eğitiminin yanında aralıklı kuvvetlendirme ve mümkünse ağrı kesici ilaçlardan uzak olarak eklemin kendisini iyileştirmesine destek olma çabaları tedavide büyük fark yaratabilmektedir.
Ortopedi branşı ile mutlaka dirsek temasında olmak eğer gerekliyse cerrahi yönden görüş almak hastanın uzun dönemli beklentilerinin ne olması gerektiği yönde önemli bilgi sağlar.
FTR de elektroterapi ajanları ciddi destekçidir ve özellikle akut ağrılı durumlarda kesikli US tedavide yangıyı azaltır ve eklemi rahatlatır.
Sıcak soğuk uygulamaları hastalarda bazen kafa karışıklığı yaratabilmektedir. Burada önemli olan aslında hastanın uygulama sırasında ve sonrasında ağrıdaki değişikliği fark etmesidir. Genellikle ilk dönemler 15 dk. ıslak bez üzerinden soğuk uygulama sonraki durağan dönemlerde sıcak uygulama hastalara iyi gelmektedir.
Tüm eklem ve kas bağ ligament kemik yapılardaki olumsuz değişiklikler yumuşak dokuda spazmlara, gerginliğe ve ağrıya sebep olur. Bu nedenle yumuşak dokulara yapılacak doğru manuel terapi uygulamaları çoğu zaman ilaçların yapamadığı ciddi rahatlamaya ağrının giderilmesine olanak sağlar ancak bu konuda mutlaka üniversite sonrası manuel terapi tekniklerini bilen uzman fizyoterapistlerden destek almak şarttır.
Hastalarımızın bazen istemeseler bile özellikle diz şikayetleri olanların baston gibi destekler alması sürekli veya geçici olarak fayda sağlayabilir.
Tedavi sonrası edinilmiş özelliklerin korunması açısından öğrenilmiş tüm egzersiz ve konuların hastanın yaşamına kanalize etmesi çok önemlidir böylece daha uzun yıllar sağlıkla eklemlerini kullanacak ve ev içinde hapsolmayacaktır.
Özetle sağlığımızı korumamız için her zaman olduğu gibi eklemlerimiz açısından da düzenli beslenme, doğru kilo, doğru ve yeterli hareket, yeterli sıvı alımı her daim üzerinde duracağımız konular.
Sağlıklı Günler Dileriz.
Natal Fizik Tedavi
Evde Fizyoterapi Hizmeti
Sağlık hizmetleri, hastane ve medikal merkezlerinde verilebildiği gibi zorunlu hallerde hastanın yaşadığı evinde de verilebilmektedir. Evde en rahat sunulan medikal hizmetlerden biri de fizyoterapi hizmetidir.
Fizyoterapi bilindiği üzere özellikle kas-iskelet sistemi hastalıklarında elektroterapi, manuel terapi ve egzersizlerin kullanıldığı hasta tedavi yöntemlerindendir.
Romatizmal hastalıklardan inmelere, sporcu yaralanmasından hamile egzersizlerine, ortopedik sorunlardan kireçlenmelere, özel çocuklardan omurga sağlığına kadar neredeyse fizyoterapi rehabilitasyon tıp dalının ilgilenmediği alan yoktur. Fizyoterapi rehabilitasyon programlarında esas amaç, hastanın fonksiyonlarını artırmak, bağımsızlaştırmak, ağrı şikayetini ortadan kaldırmak, sporcuysa spora dönüşünü hızlandırmak, endurans kuvvet ve fleksibilitede daha iyi seviyeye getirmek, özel çocuklarda seviyesine göre uygun gelişimsel süreçlere katkı sağlamaktır.
Fizyoterapi rehabilitasyon programları zorunlu hallerde fizyoterapistin bizzat eve giderek hastayı bulunduğu ortamda tedaviye almasına “Evde Fizyoterapi Uygulamaları” adı verilir.
Zorunlu haller içinde en önemli olan konu ise hastanın mobil olma sorunlarıdır. Herhangi bir nedenle kişi yataktan kalkamıyor, yürüyemiyor veya merdiven inip çıkamıyor ise genellikle bu fonksiyonlar sağlanana kadar evde fizyoterapi desteği alabilirler bu sayede yatmaya bağlı deri yaraları, kireçlenmeler, kas atrofileri, solunum kapasitesinde düşüklük, bilişsel gerileme, gastrointestinal sistem disfonksiyonları gibi istenmeyen sağlık sorunlarının da önüne geçilebilmektedir.
Özellikle “Geriatri” dediğimiz yaşlıların akut ve kronik sağlık sorunlarında evde fizyoterapi ayrıca büyük önem arz eder. Yaş almış hastanın yatağa bağlanması ve kendi özel bakımını yapamayacak duruma gelmesi insanın en son isteyeceği şeydir. Yatağa bağımlı olmak demek o kişinin etrafında 7/24 kendisine hizmet edecek bir sistemin kurulması demektir ve bu ekonomik, psikolojik, sosyal olarak sürdürülebilmesi çok zor bir durumdur. Herkesin istediği, mümkünse bir an evvel hastanın bağımsızlaşmasıdır. İşte bu noktada evde fizyoterapi bazen can kurtaran görevi sunabilmektedir. Hastanın ihtiyacına göre bazı durumlarda elektroterapi cihazlarının da eve götürülmesi ayrıca verilen hizmetin kalitesini arttırabilir.
Hangi sağlık sorunu nedeniyle evde fizyoterapi desteği alınırsa alınsın, birinci ve temel amaç; hastanın en kısa sürede bağımsızlığı hedef alınarak tedavi programının seçilmesidir. Çoğu zaman bu bir ekip işidir ve hastalara bütünsel bir yaklaşım sunulmalıdır. Hasta şayet ameliyat olmuşsa cerrahı ayrıca konuya dahil olan tüm hekimleri ile koordineli interaktif iletişim şeklinde yürütülmelidir. Hastanın yararına en üst seviyede düşünülen bir multidisipliner yaklaşım, terapi rehabilitasyon programının vazgeçilmezidir.
Tüm hastalıkların kendine özel FTR programları vardır ve bu programlarda hastanın tedaviye kendisinin de katılımı erken şifa ve mobilizasyon açısından en önemli ve temel kritik noktadır. Hiçbir sağlık çalışanı hastanın kendisinin tedaviye uyumu ve gerekenlerin yapması kadar kişinin hastalığına çare olamaz. Bu süreçte önemli olan, mutlaka ev içinin gerekirse düzenlenmesi ile evdeki bakım sağlayan kişilerin eğitimi ve hastanın mümkünse bilişsel olarak motive bir şekilde tedavinin bir parçası olmasıdır.
Ağrı ve hareket kaybını ortadan kaldırmaya yönelik programlarda sadece görünen eksiklikler değil aynı zamanda nedenin nedenine de bakarak hastanın gerekirse psikolojik, beslenme, vitamin, hormon, gastrointestinal sistem ile sosyal destek konularına da geniş bir pencereden bakım yapılması ve destek sağlanarak tedavi sürecinin erkene alınması çok önemlidir.
Natal Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi 28 yıldır hastalarına fizyoterapi ve rehabilitasyon alanında hizmet vermektedir. Mobil elektroterapi cihazlarımız uzman fizyoterapistlerimiz ve hekimlerimizle bölgemizde ikamet eden hastalarımıza hizmet vermektedir. Evde tedavi programlarımız, arkanıza alacağınız kurumsal destek ve medikal tecrübemiz tartışmasız rehabilitasyon sürecinizi zamansal, ekonomik ve tedavi kalitesi açısından çok olumlu katkılar sağlayacaktır. Bedeninizi ve güveninizi emanet ettiğiniz kişilerde mutlaka iyi bir üniversitenin sağlık bölümünden mezun olması, yeterli tecrübeye haiz olması, ekip iş birliğine verdiği önem, tedavi yapacak çalışanı seçerken dikkat edilmesi gereken önemli kriterlerdir. Hasta ve hasta yakınlarının tek isteği bir an evvel sağlıklarına kavuşma isteğidir. Yetkin olmayan kişilerce bu sürecin sömürülmesi, sürekli olarak geçecek vaadleri ile hasta ve yakınlarına zaman kaybettirilmesi maalesef ülkemizde evde tedavi süreçlerinde sık yaşanan sorunlardır. Bu nedenle sağlığınızı riske, paranızı çöpe atmayın, zaman geri döndürülemez tek şey olduğuna göre onu da heba etmeyin. Konu evde masaj yaptırmak değildir. Sağlık sorunlarında mümkün olduğunca en kaliteli hizmeti almaya ve böylece en erken sürede şifalanmaya odaklanın. Gerekirse eve gelen kişiden diplomasını dahi görmek isteyebilirsiniz, bu hastanın doğal hakkıdır. Evdeki süreci en kısa sürede sonlandırıp hastanın bir an evvel sosyal ve fonksiyonel olmasını sağlamak, gerekirse tedaviye bir FTR merkezinde devam etmek gerekebilir. Böylece hastanın yalnız olmadığını görmesi, farklı insanlarla sohbet ve teması, bazı taşınamayacak cihazlardan da klinikte faydalanabilmesi gibi faydaları olacaktır.
Günümüzde destek kabiliyet ve sistemlerinin çok yönlü olduğunu biliyoruz, gerektiği durumlarda şikayetlerinizi ötelemeden ve yaşanan sorunu kalıcı hale getirmeden çözüm için sizler de bizimle iletişime geçerek ücretsiz danışmanlık alabilirsiniz. Konunuz bizim alanımızda değilse bile sizleri doğru yönlendireceğimizi unutmayın. Yaşadığımız Covid-19 sürecinde bile tedavinin de kaçınılmaz olduğu süreçler söz konusu olabilmekte. Biz de bu zor günlerde mümkün olan en az temas ile tüm gerekli önlemleri alarak hizmetimizi sizler için sunuyoruz.
Bu süreci her birimiz sorumluluk bilinci ile toplumsal olarak dayanışma içinde en az zararla atlatacağız. Belki de evinizde online olarak vereceğimiz desteklerimizle sizler kendi ağrılarınızı şifalandıracaksınız. Lütfen destek isteğimizi daima hatırlayınız.
Her zaman olduğu gibi Natal 28 yıldır yanınızda.
Ekibimiz ile sizlere bol hareketli, bol iletişimli ve sevgi dolu sağlıklı günler diliyoruz.
Natal Fizik Tedavi
Geriatrik Kişilerde Egzersizin Önemi
Yaşlanma ile birlikte vücutta bir takım fizyolojik değişiklikler oluşur. Bu değişikliklerle birlikte çeşitli hastalıkların da eklenmesi ağrı, hareket kısıtlılığı ve sosyal hayata katılımın azalmasına sebebiyet verir. Bu durumlarda bireyin yaşam kalitesinin düşmesi de kaçınılmazdır.
Geriatrik rehabilitasyon; yaşlı kişilerde fizyolojik kayıp ve hastalığa bağlı gelişen fonksiyonel kötüleşmenin önlenmesini, geciktirilmesi ya da en aza indirilmesi veya tersine çevrilmesi amacı ile oluşturulan özel programlardır.
Tüm rehabilitasyon programlarında olması gerektiği gibi geriatrik rehabilitasyonda da programın kişiye özel hazırlanması başarı oranını arttırır. Yakın ve uzak hedefler belirlenerek kişinin istekleri göz önüne alınarak rehabilitasyon programı oluşturulmalıdır.
Türk geriatri derneğinin de üzerinde durduğu geriatrik rehabilitasyon ilkeleri ve evreleri;
- Kişinin işlevsel düzeyini belirlemek,
- Değişen fizyolojik kapasitesini dikkate almak,
- Ailenin ve kişinin beklentilerini belirleyerek hedef oluşturmak,
- Psikolojik durumu belirleyerek motivasyon kaynakları planlamak,
- Birbirini tetikleyen birçok unsur olduğunu göz ardı etmemek,
- Kaybedilen işlevin tekrar kazanabileceğini bilmek ve inanmak,
- İlerlemenin yavaş olabileceğini kabul etmek,
- İlaç kullanımını minimumda tutmak,
- Hareketsizliği önlemek,
- Egzersiz programını günlük yaşama entegre edilecek düzeyde, karmaşıklıktan uzak planlamak olarak sıralanabilir.
Fiziksel olarak kaybedilen hareket açıklığının kazanılmasının yanı sıra düşme riskine karşı denge çalışmaları da yapılır ve güvenli düşme şekli öğretilir. Yapılan çalışmalarda düzenli tekrarlanan denge egzersizlerinin geriatrik hastalarda düşme sıklığını ve korkusunu azalttığı ispatlanmıştır.
Bunların yanı sıra yakın yaşlara sahip geriatrik kişilerde grup halinde yapılan egzersizler psikolojik destek, sosyal hayata dönüş için büyük önem taşımaktadır.
Germe egzersizleri ile hareketsizlikte kısalan kasların rahatlamasını sağlayarak günlük hareketlerinde kişinin daha rahat olması amaçlanır. Rahatlayan kaslar sayesinde eklemler de rahatlayarak vücut kontrolünün sağlanması daha da kolaylaşır.
Geriatrik egzersizleri de en önemli konu aerobik egzersizlerdir. Solunum kapasitesi ve vücuda yeterli oksijenin sağlanması amacı ile geriatrik kişilerde nefes kontrolüne çok dikkat edilmelidir. Her insan zorlandığı egzersizde nefesini tutma eğilimindedir. Bu durum kişinin hareketi daha kolay yaptığını düşündürse de dokulara yeterli oksijenin gitmemesi durumunda özellikle geriatrik kişilerde tansiyon problemi, baş dönmesi gibi istenmeyen görülebilir. Kişinin egzersize olan toleransı basitçe egzersizi yaparken rahatça konuşabilmesidir.
Hem kardiovasküler hem de kemik yoğunluğunun artması için yürüme, bisiklet (sabit) gibi egzersizler de geriatrik hastalarda oldukça önemlidir.
Tai Chi Chuan egzersizleri birçok yöne ağırlık kaydırma, vücudun düzgünlüğü hakkında bilinci artırma, hareketlerin çok yönlü koordinasyonu ve ek olarak düzenli solunumu kapsamaktadır. Bu egzersizlerin yaşlılarda denge ve esnekliği düzelttiği ayrıca güven duygusunu da artırdığı görülmektedir.
Her yaşa uyarlanabilen pilates egzersizleri geriatrik hastalarda da esneklik, denge ve kas kuvveti için tercih edilebilecek bir prensiptir.
Kişilerin istekleri ile fizyoterapistlerinin beraber oluşturdukları ve haftada 2-3 kez, 30-40 dk’lık hafif-orta yoğunluktaki egzersiz programının faydalarını şöyle sıralayabiliriz.
- Kas kütlesini artırır,
- Kemik kütlesini artırır,
- Mental zindelik sağlar,
- Immün fonksiyonları düzeltir,
- Ağrının azalmasına yardımcı olur,
- Kırık riskini azaltır,
- Obezite, diyabet, hipertansiyon ve hiperlipidemiyi olumlu yönde etkiler .
Herkesin hareket halinde olduğu nice sağlıklı günler dileriz.
Natal Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi
Boyun Düzleşmesi
Bir düzleşmeden bahsediyorsak eğer kavisin azalarak düzleşmeye doğru gidişinden bahsediyoruz demektir ve bu yazımızda boyun düzleşmesi nedir, neden kaynaklanır, nasıl teşhis edilir, tedavisi var mıdır, tedavi seçenekleri ve süresi nelerdir? sorularını da cevaplandırıyor olacağız.
Boyun Düzleşmesi Nedir ve Neden Kaynaklanır?
Bildiğimiz üzere kafamızın hemen altından başlayan, kuyruk sokumuna kadar devam eden kemik, aralarında diskler, içindeki omuruilik, yanlardan çıkan sinirler, bağ ve ligament dokularla destekli bir omurgamız bulunmaktadır. Omurga, insanda boyun, sırt ve bel bölgesinde iki tip kavisten oluşmaktadır. Boyundaki kavise “lordoz” denir ve ters C şeklinde bir kavistir. Sırttaki kavise “kifoz” denir ve C şekline haizdir. Bel bölgemiz ise yine ters C şeklinde bir görünümdedir. Bu omurganın doğal fizyolojik eğriliğidir. Herhangi bir nedenle bu eğriliklerin artması ve veya azalması omurgaya binen yükü arttırdığı gibi aynı zamanda ilgili bölgeye göre değişen çeşitli ağrı sinirlerde bası gibi istenmeyen şikayetlere yol açabilmektedir.
Boyundaki olması gereken ters C şeklindeki kavisin azalmasına, omurganın boyun bölgesinin düzleşmesine verilen isim “servical lordozda düzleşme” dir. İnsanoğlu iş yapma şeklini artık bedensel aktivitelerden masa başı çalışma şekline dönüştürdü. İnsanın da eklemlerden oluşan bir mekanizma olduğunu biliyoruz ve bu durumda da sağlıklı olabilmesinin en önemli ve temel koşulu hareket etmesi gerektiğidir. Oysa günümüzde hareket edebilmek için ekstra gayrete ihtiyacımız söz konusu ve birçok farklı nedenlerle bu her zaman mümkün olamıyor. Çok uzun saatler masa başında çalışmak veya mobil aygıtları kullanmak, omurganın istenmeyen pozisyonda uzun süreler sabit kalması, ergonomik olmayan masa sandalye kullanımı, hatta gastrointestinal sistem disfonksiyonları (gaz, şişkinlik) kadınlarda rahim ameliyatları sonrası ortaya çıkan facial gerginlik, kazalar, omurganın doğuştan olan hastalıkları, postür bozuklukları, yanlış yastık kullanımı gibi daha birçok nedenden dolayı servical düzleşme yani boyunda düzleşme meydana gelebilir.
Kliniğe hastalarımız genel olarak boyun, omuz kuşağı, sırt hatta bele kadar gelen yaygın kas ağrıları şikayetleri ile gelmektedir. Eğer omurlar arasındaki disklerde dejenerasyon da var ise ağrıya sebep verebilir. Kas spazmı nedeniyle bozulan mekanik yapı ve facianın gerilmesi ilgili alanda sinirlere bası yapabilir ve bu basıya bağlı kollarda uyuşma, yanma, karıncalanma gibi nörolojik şikayetlere, yaygın olarak baş ağrısına, gerilim tipi baş ağrılarının tetiklenmesine (çoğu zaman hasta migrenle karıştırabiliyor) kafayı taşımakta zorluk hissi, sırttaki taşınan yükün artmış algısı, boyun hareketlerinde kısıtlılık, gece uyku şikayetlerine sebebiyet verebilir. Ayrıca boyun fıtıkları, boyundaki tümörler de düzleşme yapabilir.
İlişkilerdeki sorunların ve yaşanan stresin boyun bölgesinde kas ağrılarına sebebiyet verdiği bilinmektedir.
Görüldüğü üzere bunlar fonksiyonel yaşama bağlı sorunların ortaya çıkardığı boyun düzleşmesinin birer sonuçlarıdır.
Boyun Düzleşmesi Nasıl Teşhis Edilir?
Her zaman söylediğimiz gibi teşhis için doğru klinik muayene şarttır. İyi bir değerlendirme, postür muayenesini, kas spazmının şiddet ve bölgesini, yumuşak doku gerginliğinin palpasyonla tespitini, nörolojik muayene ile sinir basısının olup olmadığını, hasta şikayetlerinin analizini, tetikleyen gastrointestinal sorunların varlığını, geçirdiği ameliyatları, günlük yaşam rutinlerini kapsar.
Çoğu zaman boyundaki düzleşme tanısı sadece klinik değerlendirme ile konur, ancak eğer kas ağrılarının yanında özellikle nörolojik belirtiler varsa manyetik rözanans, tomogrofi, xr gibi görüntüleme sistemlerinden yararlanılır. Eğer sinirdeki harabiyet belli bir seviyede ise EMG dediğimiz özel bir yöntem de kullanılmaktadır.
Boyun Düzleşmesi Tedavisi
Söyleyebiliriz ki fonksiyon bozukluklarına bağlı boyun düzleşmesi ve şikayetleri çok kısa bir sürede ve etkili olarak tedavi edilebilmektedir. Burada esas konu boyun düzleşmesine sebebiyet veren durumların ortadan kaldırılmasına yönelik gayret ve eliminasyondur.
Her geçen gün değerinin daha iyi anlaşıldığı hastalarımıza gereken zamanı vermek ve onu dikkatle dinleyip doğru sorgulama yöntemi aslında tedavinin yarısıdır.
Eliminasyon, şikâyete sebep olan faktörlerin ortadan kaldırılması olarak anlaşılmalıdır, örneğin ergonomik masa, sandalye, hareketsiz yaşamın dönüştürülmesi, uygun yastık kullanımı gibi. Tümörleri veya doğuştan gelen bazı hastalıklar için aynı şeyi söylemek güç olabilir çünkü buradaki tedavi cerrahidir. Beyin cerrahları, ortopedistler bazen bir arada multiple ekip çalışması ile tedaviye gidebilirler.
Çok önemli olan ve göz ardı edilen bir konu da mide şikayetlerinin tamamen ortadan kaldırılmasıdır. Gaz ve diğer sorunları olan hastalarımıza boyun ağrılarını, kas spazmını ve buna bağlı boyun düzleşmesi sorunlarını hangi yöntemi kullanırsak kullanalım tamamen iyileştirmemiz mümkün olmamaktadır. Bu süreçte sadece semptomatik tedavi uygulanabilir.
Faktörleri elimine ettikten sonra fizik tedaviden fazlasıyla destek alabiliriz. Çeşitli ısı ajanlarının bazen sıcak bazen soğuk kullanımı olabilir. Unutulmamalıdır ki hiçbir hasta diğeri ile aynı değildir ve herkese aynı tedavi yöntemi uygulanmamalıdır. Teşhise istinaden birine sıcak uygulama yapılırken diğerine soğuk uygulama yapılabilir. Çeşitli elektroterapik ajanlar da kullanılabilir, bazen traksiyon iyi gelir ama mutlaka etkisini gördüğümüz nazik bir manuel terapi boyun düzleşmesinde olmazsa olmazımızdır.
Destek aldığımız ajanımız medical ilaçlar, ağrı kesiciler ve/veya antienflamatuar dediğimiz ilaçlardır. Bazen B vitamini gibi önemli vitaminlerden de destek alırız.
Çok önemli yeri ve etkisi olan, elimizdeki en değerli diğer silahımız tabi ki egzersizlerdir. Eğer omurganın bozulan kavisinden bahsediyorsak omurgaya yönelik egzersizin yapılmamış olması, tedavi için neredeyse hiçbir şey yapmamakla aynı anlama gelmektedir. Burada da akla şu soru gelmelidir. Bu egzersizleri size kim verecek ve kim takip edecek?
Herkes için aynı reçetelendirilmiş egzersiz programı doğru bir yaklaşım değildir ve asla önermemekteyiz. Vücut bio mekaniğini bilen uzmanların önerisi ile egzersizler yapılmalıdır. Ayrıca Psikososyal yaşam ve uyku düzeni de gözden geçirilerek tedaviye katkı sağlamaktayız.
Boyun Düzleşmesi Tedavi Süresi
Burada tedavi süresi için kesin bir bilgi paylaşmak maalesef mümkün değildir. Çünkü süreyi etkileyen farklı değişkenler söz konusudur. Yirmili yaşlardaki birinde oluşmuş boyun düzleşmesi ile atmışlı yaşlardaki aynı sorun aynı tedavi sürecini ve süresini kapsamaz. Ancak genel olarak etkili bir tedavide şikayetler ilk bir hafta ile on gün içinde geçmektedir. Omurgadaki düzleşmede anatomik yapı süreyi etkilemektedir. Ne kadar zamandır şikayetlerin olduğu, kronik mi yoksa akut mu olduğu, yeni bir olayın mı gündemimizde olduğu da tedavi sürecine etki eden faktörlerdendir.
Şunu da belirtmek isteriz ki boyun düzleşmesine bağlı şikayetler genelde göz ardı edilir ve bu ağrılar zamanla normalmiş gibi algılanabilir. İşte bu durum hastayı kronik ağrı sendromuna kadar götürürken tedavi daha da zorlaşır ve ekonomik, zamansal ve sonuç açısından tedavi olumsuz etkilenir. Bu nedenle nerede ve nasıl çalışıyor olursanız olun özellikle masa başında çalışıyor iseniz boyun ve omuz kuşağı sırt ağrıları kaderiniz olmamalıdır.
Omurga eğriliğinizin yerinde olduğu, doğru postürlü, ağrısız, sağlıklı ve yaşam kalitenizin yüksek seyrettiği bir ömür dileriz.
Yazımızın faydalı olması dileğiyle. Boyun düzleşmesi konusu hakkında detaylı bilgi için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Sağlık ve sevgi ile kalınız.
Natal Fizik tedavi ve Rehabilitasyon
El uyuşması – El uyuşmasının nedenleri
Boyun Düzleşmesi, Karpal Tünel Sendromu, Ulnar Oluk Sendromu, Boyun Tutulması, Kas Spazmı, Boyun Fıtığı, Hipotiroidi, Diyabet ve diğer belirtiler hakkında merak edilenler
1-BOYUN DÜZLEŞMESİ: (%70)
Boyun düzleşince beyine giden dört damardan ikisi (vertebral arterler) gerilir ve beyine yeterince kan gidemez, kişide baş ağrısı, baş dönmesi, bulantı, unutkanlık, tedavi edilmezse daha ileri safhalarda dengesizlik, konsantrasyon bozukluğu, ileri derecede alınganlık, isteksizlik oluşur. Boyun gerginliği çok ilerlememiş, henüz başlangıç safhasında ise kas gevşetici ilaçlar, sıcak uygulama, gürültüsüz ve az ışıklı yerlerde istirahat ile önlenebilir. Fakat boyun gerginliği ilerlemiş, ağrılar kollara da yayılıyorsa tedaviye fizik tedavinin veya tamamlayıcı tip tedavisinin de eklenmesi gerekir. Eğer mevcut hastalığa eklenen ileri derecede bir boyun fıtığı da varsa cerrahi müdahale de gerekebilir. Boyun gerginliği tedavi edilmezse baş ağrıları sıklaşır ve ağrı kesici ilaçlara cevap vermez hale gelir, kişide mutsuzluk hali depresyona dönüşür. Sürekli boyun gerginliği boyun fıtıklarına zemin sağlar, kollarda uyuşukluk, güçsüzlük oluşur. Dengesizlik ve yürüme güçlükleri, ince beceri gereken hareketlerin yapılamaması gibi sorunlar ortaya çıkar.
2-KARPAL TÜNEL SENDROMU: (%10)
Koldan gelen bir sinir ve kas bağları el ayasının tabanında, bilek bölgesinde dar bir kanal ya da tünelden geçerek ele ulaşır. Bu dar kanala Karpal Tünel adi verilir, Karpal tünelin içinden geçen sinir ise Median Sinir olarak adlandırılır. Karpal tünel sadece median sinir ve kas bağlarının sığabileceği kadar bir genişliğe sahiptir. Kanal içinde yer kaplayan herhangi bir oluşum ya da sislik içindeki dokuların sıkışmasına neden olur. Median sinirdeki bu sıkışma sinirin uyardığı bölgelerde uyuşma ve keçeleşme şikâyetleri ile kendini belli eder. Median sinirin karpal tünelde sıkışması ile ortaya çıkan bu tablo Karpal Tünel Sendromu olarak adlandırılır. Karpal tünel sendromu varlığında değişik tedavi alternatifleri mevcuttur. Bandaj bunlar arasında en sık kullanılan yöntemdir. Parmaklar, el ve bileğin doğal pozisyonlarında hareketinin engellenerek dinlendirilmesi Karpal Tüneldeki basıncı azaltmada oldukça etkili bir yöntemdir. Bandaj ile ağrının azalmadığı durumlarda bilek içine küçük dozda kortizon ya da lokal anestezi enjeksiyonu yapılabilir. Ağrıyı ve enflamasyonu gidermek amacıyla çeşitli steroid olmayan antienflamatuar ve ağrı kesiciler kullanılabilir. Hamile kadınlarda bu ilaçlar mutlaka hamileliği takip eden doktorun önerisi ile kullanılmalıdır. Israrcı olgularda küçük bir cerrahi müdahale gerekebilmektedir. Bu işlem hastanede yatmayı gerektirmeyen, ayaktan yapılan bir müdahaledir. El ayasında bileğe yakın bir alandan yapılan küçük bir kesi ile sıkışmaya neden olan bağ dokusu rahatlatılır. İşlem sonrası hasta 4-6 hafta içinde tamamen normale döner.
3-ULNAR OLUK SENDROMU: (%5)
El önkol kemikleri olan radius-ulna ile bilek eklemini ve birbirleriyle eklem yapan 2 sıra halinde 8 kemikten oluşan küçük karpal kemikler, 5 tarak kemiği, 14 parmak kemiğinden oluşur. Median, radial sinir ve ulnar sinir eldeki ana sinirlerdir. El hareketlerinin büyük kısmi önkolda bulunan ve tendonları ele uzanan adaleler aracılığı ile olur. Eğer 4. ve 5. parmaklarımızda uyuşukluk hissediyorsak ve dirseğimizden başlayan bir ağrı varsa ulnar sinir basışından şüphelenmek gerekir. Teşhis EMG ile konur. Eğer ileri safhadaysa cerrahi müdahale gerekir.
4-BOYUN TUTULMASI, KAS SPAZMI: (%5)
Genellikle boyunu destekleyen kasların aşırı gerilmesi ile oluşur. Ağır bir şey kaldırmak, aşırı spor, iş aktivitesi, yanlış masa başı çalışması kas spazmına neden olabilir. Ayrıca yanlış pozisyonda uyuya kalma, yüksek yastık ve kötü seyahat şartları da boyun tutulması yapabilmektedir. Çoğu zaman basit tedaviler ile spazm ve tutulma çözülmektedir. ‘Miyofasial agri, Fibromiyalji , Fibrosit ve Miyozit’ diye de adlandırılan uzun süreli kas ağrısında, kas içeresinde ağrıyı tetikleyen noktalar ve elle de hissedilebilen düğmeciler mevcuttur.
5-BOYUN FITIĞI: (%5)
Her iki boyun omuru arasında yastık görevi yapan jölemsi kıkırdak disk dokusunun omurilik ve kola giden sinirlere doğru tasmasıdır. Basının büyüklüğü ve etkinliğine göre boyun ve kol ağrısı, kol kaslarında kuvvet kaybı, ellerde his kusuru, uyuşma ve beceriksizlik görülebilir. Eğer omuriliğe doğru başı olur ise yürüme zorluğu, bacaklarda kuvvetsizlik ve idrar şikâyetleri de görülebilmektedir. Konservatif tedaviye rağmen şikâyetler geçmiyor, ciddi omurilik ve sinir basışı var ise; o zaman tedavi cerrahidir.
6-HIPOTIROIDI: (%1)
Tiroit hormonlarının kanda çok az bulunması durumuna hipotiroidi veya hipotiroidism denir. Kadınlarda erkeklere nazaran çok daha sık görülür. Hipotiroidide şikâyet ve belirtiler:
- Yorgunluk hissi,
- Uyuşukluk,
- Uyku hali,
- Konsantrasyon bozukluğu,
- Sersemlik hissi,
- Depresyon,
- Ciltte kuruluk,
- Saç dökülmesi,
- Kuru ve kırık saç,
- Kabızlık,
- Kilo alma,
- Kilo vermede zorluk,
- Göz kapaklarında şişme,
- Balmumu renginde yüz,
- Terlemede azalma,
- Boğuk ses,
- Üşüme,
- İştah azalması,
- Eklem ağrısı,
- Ellerde uyuşma hissi,
- Hareketlerde azalma,
- Konuşmada yavaşlama,
- Nabız sayısında düşme,
- Bacaklarda şişme,
- Reflekslerde azalma,
- Tırnaklarda kolay kırılma,
- Kas krampları,
- Guatr,
- Tansiyon yüksekliği,
- Kolesterol seviyesinde yükselme,
- Aybaşı halinin bozulması,
- Düşük yapma,
- Çocuk yapamama,
- Sekste azalma,
- Çocuklarda boy kısalığı,
Hipotiroidide en sık görülen bulgular yorgunluk, halsizlik aşırı uykuya meyil, saç dökülmesi ve üşüme hissidir. Bazen hasta hafıza kaybının farkına varmayabilir, arkadaşları tarafından bu yüzden uyarılabilir. Orta derecede kilo alma olur ve zayıflamakta güçlük çekilebilir. Aşırı şişmanlığa hiçbir zaman neden olmaz.
7-DİYABET: (%1)
Sürekli yüksek değerlerde seyreden seker hastalığı da ellerde uyuşmaya sebep olabilir.
8-DİĞER: (%3)
Romatizmal hastalıklar, kas hastalıkları, multipl skleroz, beyin tümörleri, beyin damar tıkanmaları, kol damarlarındaki tıkanıklıklar v.s.
Ellerde uyuşma varsa ilk yapılması gereken öncelikle bir beyin cerrahına başvurmaktır. Detaylı bilgi için merkezimizi arayabilirsiniz
Osteopati’nin Önemi
Osteopati kelimesi yunanca “Osteon ‘(kemik)’ ve ‘pathos’ dan (acı çekmek) gelmektedir.Tam olarak Türkçe karşılığı kemik ağrısı çekmektir. Eğitim almış doktor ve fizyoterapistler tarafından da uygulanan ve Osteopat adı verilen bu sağlık çalışanları, vücuttaki her türlü fonksiyon bozukluklarını tespit ederek hastanın iyileşmesini sağlarlar.
İnsan vücudunda bulunan organların ve dokuların kendilerine özgü hareketleri vardır. Hareketler kısıtlandığı zaman ağrı ve hastalık oluşmaya başlar. Osteopati de bu hareket kısıtlılıkları bulunarak düzeltilir. Bu sayede hastalıkları oluşturan nedenler ortadan kaldırılarak vücudun kendini iyileştirme mekanizmasının çalışması sağlanır.
Vücudumuz üzerinde ağrıya sebebiyet veren durumları ortaya çıkararak ,tedavi programı belirlenir.İnsan vücudunda bulunan yumuşak dokular üzerindeki tonus artışını gözlemleyerek osteopat tarafından bu artışlara bağlı gelişen eklem fonksiyon bozukluklarının belirlenmesi ve normalleştirilmesi Osteopati’nin temelini oluşturmaktadır.
Osteopatik yaklaşım , İnsan vücudunu bütüncül olarak değerlendirir. Örneğin; insan vücudundaki herhangi bir eklemdeki fonksiyonel bozukluğunun nedeni sadece ilgili eklemde aranmayıp diğer komşu eklemler, kaslar , iç organlar ve ilgili tüm dokular fizyolojik bağlantıları göz önünde bulundurularak değerlendirmelip tedavi programı belirlenir . Değerlendirme sonucundaki fonksiyonel bozukluğun kaynağı bir multidisipliner yaklaşım gerektiriyor ise en kısa zamanda ilgili hekime bilgi verilmesi gereklidir.
Fonksiyonel bozukluk ve sonuçları bir yerdeki hareketin kısıtlılığı ise o bölgedeki hareketin düzenlenmesi üzerine çalışılır. Tüm dokulardaki hareket uyumluluğu vücutta da bir bütünlük sağlamaktadır. Vücut her zaman kendi kendini iyileştirme yeteneğine sahiptir ve yapısal bir denge kurup korumaya çalışır.
Osteopatide sirkülasyon prensibinde , bir bölgenin dolaşımı az ise dokular yeterince beslenmeyeceği için gerekli fonksiyonlarını yerine getiremez. Böylece dokular zayıflayarak dejenere olurlar ve hastalıklara zemin hazırlarlar. Bu nedenle temelde yatan asıl sebep tespit edilerek tedavi planlanmalıdır. Osteopati ile ilgili vücut alanındaki kas ve kası saran fasyadaki gerilimler tespit edilerek hastalıklar oluşmadan önce önlemler alınabilir.
Tüm bunlar ile birlikte tanısı konmuş tıbbi tedavi ile kontrol altına alınmaya çalışılan hastalıklarda da eş zamanlı olarak osteopati de uygulanabilmektedir.
Osteopati ne sıklıkla uygulanabilir şeklinde düşünürseniz Fizik tedavi her gün uygulanabilmekte fakat osteopati haftada 2-3 seans şeklinde uygulanmaktadır.
Osteopatlar 3 farklı yaklaşım ile hastaya yardımcı olmaktadırlar :
- Parietal Osteopati; kas iskelet sistemi tedavisine yardımcı olarak, vücutta bulunan eklem, kemik, kas, bağ ve tüm fasya gruplarının tedavisini kapsamaktadır.
- Visseral Ostepati; Sindirim, solunum, dolaşım, üreme gibi yumuşak dokudaki problemleri tedavi eder. Bunların sebep olduğu ağrı ve ortadan kaldırır. Patolojik sorunlar hariç visseral problemler, bel, sırt, omuz, boyun, yani tüm omurga ve eklemlerde yansıyan ağrı olarak ta bildiğimiz ağrıları ortaya çıkarabilir.
- Cranial Osteopati; Kafatasına hassas ve hafif dokunuşlarla stresin baş ve tüm vücutta yarattığı gerginliğin ortadan kaldırılmasını teşvik ederler.
Avrupa, Kanada ve Amerika’da ciddi eğitimler ile verilmekte olan osteopati günümüzde Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından bilimsel bir teşhis ve tedavi yöntemi olarak kabul edilmiştir.
Osteopatinin tedavi tekniği olarak kullanıldığı durumlar aşağıda belirtilmiştir.
- Eklem ağrıları
- Kas ağrıları
- Sinir sıkışmaları
- Tenisçi ve golfçü dirseği
- Karpal tünel Sendromu
- Fibromyalji
- Bel – boyun fıtığı
- Kuyruk sokumu patolojileri
- Çene problemleri
- Kabızlık
- Migren, baş ağrıları
- Tortikollis
- Reflü
- Kronik yorgunluk
- Denge sorunları
- Somatik problemler
- Hiper aktivite problemleri
- Çene ve Diş kitlenmesi
- Öğrenim bozukluklarının giderilmesi
- Akciğer hastalıkları vs.
Eyvah Belim Tutuldu!
Covid-19’dan önce uzun saatler masa başında oturmanın bel şikayetlerini arttırdığını dile getiriyorduk. Bugün masa başında değil, evdeyiz; maalesef çalışma şeklimizde çok fazla bir değişiklik olmadı bel ağrısı şikayetleri devam ediyor.
Bu yazımızda bel ağrısı nedenlerinin medikal detay sebeplerine girmek istemiyoruz, daha çok küçük öneriler ile omurga sağlığımızı ve belimizi nasıl koruruz buna bakacağız.
Sevgili okuyanım son yıllarda yazılarımda sıkça değindiğim bir konu var insan bir bütündür. Fiziksel, ruhsal, bağışıklık sistemi, hareket sistemi ve sosyal ilişkileri ile. Bedenimizde herhangi yolunda gitmeyen bir konu varsa bilmemiz gerekiyor ki yukarıda ki konulardan bir ve veya birkaçında istenmeyen şeyler var demektir. Özellikle kas iskelet sistemi ile ilgili sağlık sorunumuzda şu soruyu kendimize sorabiliriz .Hemen öncesinde ne yaşadım. Stres, kaygı, üzüntü, uykusuzluk, bağırsak sorunları (kabızlık, diare, gaz, şişkinlik), rutin dışında bir fiziksel aktivite, alerji, yeni kullanmaya başladığımız ilaçlar, ergonomik olmayan masa sandalye bilgisayar kullanımı, sağlıksız yatak-yastık , herhangi bir nedene bağlı öksürük, hapşırma oldu mu ? İlk bakışta yukarıdaki nedenlerle bel ağrısının ne gibi bir bağlantısı var diye düşünebilirsiniz. İşte bu nedenle diyoruz ki bağırsak sağlığınızdan, herhangi bir yaşadığınız üzüntüye veya küçük bir gribal enfeksiyon nedeniyle öksürük yaşamanız hepsi birden bel şikayetlerinizi başlatabilir veya arttırabilir. Nasıl mı? Gece sinirli olarak yatağa giderseniz, uyku kaliteniz düşük olur, kaslarınız yeteri kadar gevşemez, yatağınızda ortopedik değilse ve sabah uyandığınızda yanına ters bir harekette eklerseniz işte bir anda “Eyvah belim tutuldu” demeniz işten bile değildir. Veya biraz göbeklisinizdir sırt, bel, kas bağlarınıza gerilim yükü çok biniyor akşam yemeğini kaçırdınız, üstelik geç yediniz menünüzde tahıl ve sindirimi kolay olmayan besinler vardı şişkinlik gaz sorunlarınızla birlikte karnınızın şişmesiyle deri altındaki fasia dediğimiz tüm vücudumuzu boydan boya saran yapının aşırı gerilmesi kas spazmına omurlara olan basının artmasına ve gerginliğe sebep olarak yine sabah uyandığınızda küçük bir hareketle dona kalır ve eyvah belim tutuldu diyebilirsiniz.
Tüm bunlardan görüldüğü gibi aslında şikayetlerimizin büyük kısmı günlük yaşantımızdaki masum, küçük ama sonucu büyük bazı fonksiyonlarımızdan kaynaklanmaktadır. Öyleyse sorunlarımızda öncelikle kendimize, yaşam tarzımıza, o günlerde içinde bulunduğumuz duygu durumumuza, besin alışkanlıklarımıza bakmamız ve istenmeyen, sizi rahatsız ettiğini düşündüğünüz veya hissettiğiniz etkenleri elimine etmeniz aslında şifaya giden çok önemli bir adım olacaktır. Hastalarıma yıllardır ağrıyı anlatırken söylediğim şey “Ağrı trafikteki kırmızı ışıktır ve iyi ki var bizi daha büyük kazalardan korur”. Yani ağrı varsa o an ve/veya günlerde yaptığımız yanlış bir şey vardır. Bedenimiz bize dur diyor. Duracağız ve bakacağız. Mevlana’nın dediği gibi “Yara sende şifa sende”.
Bel Tutulması Tedavisi
Şikayetimizi ortaya çıkardığını veya arttırdığını düşündüğümüz etkenleri kaldırdıktan sonra ikinci adım sorunumuzun tam olarak mı kısmen mi çözüldüğüne bakmak. Halen desteğe ihtiyacınız varsa özellikle belimiz için yapmamız gereken şey iki üç gün düzenli olarak dinlenmek, sıcak nemli kompres uygulamak yumuşak masaj yapmak iyi gelecektir. Tabi ki eğer özellikle kas iskelet sisteminden konuşuyorsak hareketi mutlaka reçetemize eklemeliyiz .Burada kritik konu egzersizlerin mutlaka doğru seçilmiş olmasıdır. Bu nedenle hangi egzersizi yapıyor olursanız olun hareket sırasında veya sonrasında ağrı meydana getiren harekette asla ısrar etmeyin. Rahatlatan kaslarınızı germe ve küçük kuvvetlendirmelerle kasılma, gevşeme kabiliyetini arttıran egzersizler ilk bir hafta içerisinde şikayetlerinizi çok büyük bir oranda giderecektir. Eğer tüm bunlara rağmen ilk on gün içinde ağrınız devam ediyorsa veya artıyorsa bel ağrınızın yanında bacakta uyuşma yanma karıncalanma, ayak bileği hareketinde kontrolsüzlük, baş parmakta kuvvet kaybı,yürüyüşte topuk basma veya parmak ucuna yükselmekte zafiyet varsa vakit kaybetmeden ortopedi, ftr hekimi veya nöroşirüji uzmanlarına görünmenizde fayda olacaktır.
Unutmayalım ki hayatında en az bir kere bel ağrısı şikayeti olmayan hiç kimse yoktur. İş gücü kaybından hareketsizliğe, cinsel fonksiyon bozukluğundan postüral yanlış duruşlara kadar çok yönlü bizi etkileyen bel şikayetlerinin 95/100 i basit önlemlerle tedavi olmaktadır.

Koruyucu halk sağlığı açısından omurgamızın güçlü yapısının devamlılığı büyük önem arz eder. İşte burada devreye olmazsa olmazımız fonksiyonel fizyoterapi girer. Fonksiyonel diyorum çünkü herhangi bir Fizik Tedavi Merkezi‘nde alacağınız sadece basit elektroterapi gerçek bir tedavi asla değildir. Size yazımın en başında vurguladığım konuların hepsine bütün olarak bakabilme ve detaylı kas iskelet sistemi muayenesinden sonra sizin tedavi programınızı hayatınız boyunca uygulayabileceğiniz bir programla destekleyebilecek bir Fizik Tedavi Rehabilitasyon kadrosu sizi güvende hissettirecek ve gerçek tedavinizi planlayabilecektir.
Geçtiğimiz şu sıra dışı zorlu günlerde hatırlamamız gereken şey hem bedenimizin hem zihnimizin dengede ve esnek olmasıdır. Her şey gelir geçer önemli olan geçtikten sonraki kalıntıları. Kalıntıların en az olması demek zamanında kendinizi görmeniz ve gereken önlemleri zamanında almanız demektir. Hepinize özünüzle bütünlük içinde olduğunuz sevginin şifalandıran gücünü derinden yaşadığınız sağlıklı günler diliyorum.
Natal Fizik Tedavi
Songül Sevim










