Natal Fizik Tedavi MerkeziNatal Fizik Tedavi Merkezi

0 212 324 30 10 - 0 530 683 30 10 | natal@natalfiziktedavi.com
  • Anasayfa
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Ekibimiz
  • F.T.R.
    • Ameliyatsız Bel Fıtığı
    • Ameliyatsız Boyun Fıtığı
    • Sinir Sıkışması
    • Ön Çarpraz Bağ Yaralanması
    • Fibromiyalji Tedavisi
    • Boyun Bel Düzleşmesi
    • Dirsek Ağrısı
    • Donuk Omuz Frozen
    • Omuz Ağrısı
    • Golfçü Dirseği
    • El Bileği
    • Origene
  • Teknolojiler ve Yöntemler
    • Manuel Terapi
    • Kinesiotape Uygulamaları
    • Jobs (Anti Ödem Tedavi)
    • Boyun Traksiyon Cihazı
    • Magnetoterapi
    • Klasik Elektroterapi Ajanları
    • Lenfödem Terapisi
    • Egzersiz Programı
      • Fonksiyonel Egzersiz Programı
      • Klinik Plates Egzersizleri
    • Osteopatik Yaklaşım
    • Facial Distorsiyon Modeli (FDM)
  • Anlaşmalı Kurumlar
  • Medya’da Natal
    • Görsel Medya
    • Yazılı Medya
  • Blog
  • İletişim
For International Patients
  • Ana Sayfa
  • Genel
  • Archive from category "Genel"
  • (
  • Page 5
  • )
5 Nisan 2026

Category: Genel

“Sağlık Her Şeyden Önemli”

Perşembe, 30 Nisan 2020 Natal Fizik Tedavi

Sevgili Okuyanım,

Uzunca bir süredir evlerimizde dost ve akrabalarımızdan uzakta kendi küçük ailemizle birlikte bir yaşam sürüyoruz. Şehirde çoğumuz kapalı ve dar alanlarda koronaya yakalanma kaygısı içinde günlerimizi geçirirken çok önemli tecrübeler edindik. Günlük yaşantımızda çokça dillendirdiğimiz “sağlık her şeyden önemli “ cümlesinin ne şiddette hayati olduğunun bilincine vardık. Peki bir konuyu idrak etmek yeterli mi? Hayatımızda entelektüel olarak bir konuyu tartışırken önemini vurguladığımız çok mevzunun bir fiil pratikte ne kadarını yaşama geçiriyoruz?
Eğer idrak etmekle edileni hayata geçirmek konusunda yeteri kadar cömert olsaydık bugün yaşadığımız pek çok istenmeyen konular hayatımızda olur muydu?

Yazıma böyle bir giriş yapmaktaki niyetim, sağlığın olmadığı bir yerde hiç bir şeyin olmadığını net olarak gördüğümüz bu günlerde hepimizin bu konuda fikir birliği içindeliğimizi düşünürsek sormak istiyorum bugün bedeninizi ve ruhunuzu şifalandırmak için ne yaptınız?

Bilimsel çalışmalar gösteriyor ki sağlık demek beden ruh duygu bütünlüğüdür. Hiç biri diğerinden bağımsız değildir ve hepsi her an birbiri ile etkileşim halindedir. Öyleyse sağlığımızı korumak için herbirine bakmayı, herbirinden gelen sinyalleri görmeyi niyet etmeliyiz. Görmek elbette yeterli değil gördüğümüze kulak vermeyi iyileştirmek için gerekeni hayata geçirmeyi başarmalıyız.

Yeni doğum yapan bir annenin tüm dünyası yavrusudur . Etrafındaki olup bitenlerin onun için ancak yavrusunu etkileyen bir durum varsa önemi vardır, aksi taktirde tüm konsantrasyonu yeni doğandır. Böyle olmasa insan oğlu neslini devam ettiremezdi. Yeni üniversite mezunu işe başlamış bir gencin ise bütün konsantrasyonu işinde kendini ispat etmesi ,varlığı ile kabul görmesi ve hedeflerine odaklanarak ona ulaşmak konusundaki gayretidir. İlk örneğimizde Oksitosin hormonu devredeyken ikinci örneğimizde Dopamin hormonu yoğun olarak aktiftir. Her ikisinde de gerekli olan biyolojik yapı insanın ihtiyacına göre doğamızın muhteşem organizasyonu ile sağlanmaktadır. Bu gün içinde bulunduğumuz durum ,ölümcül etkisi olan virüse karşı kendimizi ve sevdiklerimizi korumak. Yani bir bakıma hem kendimizi ve ailemizi maksimum oranda korurken hemde dış dünya ile bağımızı geçim ve sosyal hayatımızı sürdürülebilir bir şekilde organize etmeyi başarmaktan geçiyor.

Bu ancak iki şekilde mümkün olabilir birincisi sağlığımız için aktif olmak , ikincisi kendimizi iyi hissettiren ilişkilerimizi korumak.

30 yıldır sağlık çalışanı olarak görmem o ki ;taze temiz yeterli gıda, yeterli bedensel hareket ve güneş. Yakın ilişkilerimizi sevgi bağı içinde , kalben açıklıkla ,birbirimize şefkatle dokunmak çok önemli . Yargılamadan, kabul içinde, yıkıp dökmeden saygı diliyle iletişim kurmak ve hele bunların yanına eğer mümkünse hayat amacımızı koymak ve o yolda adımlar atmak , sağlığımızı muhteşem pozitif etkileyen ömrü uzatan faktörler.

Bugün kendim ve sevdiklerim için ne yaptım veya yapmayı niyet ediyorumla işe başlayabiliriz. Ne dersiniz?

Küçük adımlar bazen büyük yollar aldırır. İki milyon insanı enfekte eden korona virüsün toplam ağırlığı sadece bir gramdan az. Az dediğimiz ne kadar çok değil mi ? Haziran’da neredeyse tüm dünya normalleşme sürecine girerken biz neden normalin üzerinde iyileşmeyi başarmayalım? Küçük bir hareketle, sadece beden ve ruhumuzun sesine kulak vermek, onu duymak, ihtiyacını gidermekle ilgili harekete geçmek ihtiyacımız olan.

Bütünüyle kendinizi daha iyi hissettiğiniz bedeninizde sevgi enerjisinin olduğu harika günler diliyorum.

Sevgilerimle, sağlıkla kalınız

Songül Sevim

covid19sağlığın önemisağlıklı günler
Devamı
  • Genel
Yorum Yok

Günümüzün şikayeti el, el bileği ağrıları – Karpal Tünel Sendromu

Salı, 21 Nisan 2020 Natal Fizik Tedavi

El bileğinde karpal tünel adı verilen bir yapı vardır. Bu yapı el kemikleri(pisiforme, hamatum, scaphoideum, trapezium, trapezoideum, triquetrum) ve fleksör retinakulum adı verilen bağ dokusundan oluşmaktadır. Son on yıllarda gittikçe artan ama korona ile mücadele sürecinde dünyada evde bilgisayar başında çalışma ile en üst seviyeye çıkan şikayetler arasında boyun, omuz kol önkol bilek ve eli sıralayabiliriz . Bu yapılara ayrıca sırtı da rahatlıkla ekleriz.

Bilindiği üzere omurgamızın boyun ve üst sırt bölgesinden çıkan sinirler ilgili taraf tüm kolun hareketinden sorumludur. Bugün size özellikle el bileği yapısından ve karpal tünel şikayetinden bahsedeceğiz ancak tedavide lokal şikayetlerimizin giderilmesinde alacağımız önlemler ve tedavi yöntemleri ile birlikte aynı zamanda gerçek bir şifanın kazanılması için mutlaka yukarıda bahsettiğimiz boyun ve diğer yapılarında tedavi ve veya egzersiz programına dahil edilmesi gerekmektedir.

Kanal içinden geçen yapılar; Fleksör digitorum profundus’un- Fleksör digitorum superficialis’in 4 kirişi, Fleksör pollicis longus’un kirişi ve median sinir’dir.

Karpal Tünel Sendromu Nedir?

El parmaklarının hareket ve hissinin sağlanmasında önemli bir rol oynayan ve median sinir olarak isimlendirilen yapının el bileği hizasında sıkışmasına bağlı olarak ortaya çıkan el bileği problemidir. Sinir sıkışmaları içersinde en sık görülen rahatsızlıktır.

Median sinirin his alanı, baş parmak, işaret parmağı, orta parmağın iç yüzünün tamamı ve yüzük parmağının iç yüzünün dış yarısıdır. Ayrıca median sinir parmakların ince hareketlerini yapmasını sağlayan kasların çalışmasında da rol oynamaktadır. Buna bağlı olarak bu sinirin sıkışmasında ilk başta bu yapılar etkilenmektedir.

Karpal Tünel Sendromu En Sık Kimlerde Görülür?

Karpal tünel sendromunun toplumda görülme olasılığı %1-2 olup, çalışan kişilerde bu oran %3-4 ‘e kadar yükselmektedir.

  • Daha çok 40-60 yaş arasında kadınlarda görülür.( Kadınlarda daha sık görülmesinin sebebi; karpal tünelin daha dar olması, östrojen içeren doğum kontrol haplarının kullanımı, menapoz ve hamilelik dönemlerinin olmasıdır.)
  • El bileğini sürekli bükülü pozisyonda kullanan kişilerde çok sık rastlanan bir problemdir.(daktilo, klavye kullanmak vb.)
  • El bileğine sürekli yük binmesine sebep olan işlerde çalışanlarda görülür.
  • Sinir hasarına sebep olan diyabet gibi hastalıklarda karpal tünel sendromu sık görülmektedir.
  • Gebelik döneminde daha sık görülmektedir.

Karpal Tünel Sendromunun Belirtileri Nelerdir?

Hastalar tipik olarak median sinirin daraldığı alanlarda ağrı ve uyuşma tarif ederler.

Hastaların en önemli yakınması, gece uykudan uyandıran ağrılarının ve uyuşmalarının olmasıdır. Hastalar uyanıp gece ellerini sallama ihtiyacı duyarlar. İlerleyen dönemlerde şikayetler gün içerisinde sıklaşmaya başlar.

Sinir harabiyetinin süreklilik kazandığı durumlarda baş parmakta his kaybı, elde güç kaybı, ince işleri yapmakta güçlük( düğme ilikleme, kalem tutma gibi )meydana gelmektedir. Ayrıca sinirdeki sıkışmanın kalkmaması durumlarında nörolojik kayıplar kalıcı olabilir.

Karpal Tünel Tanısı Nasıl Konulur?

Ayrıntılı hikaye almak ve değerlendirme yöntemleri tanının konulmasına yardımcı olmaktadır. Kesin tanı ise sinir iletim hızlarının ölçüldüğü EMG ile konulmaktadır.

Karpal Tünel Sendromunun Tedavisi Nedir?

Başlangıç döneminde el bileği hareketlerinin kısıtlanması ve alınacak antiinflamatuar ilaçlar semptomların hafiflemesini sağlayabilir. Steroid enjeksiyonları da sinir etrafındaki şişlikleri azaltarak semptomların gerilemesine yardımcı olabilir. Birkaç ay süresince geçmeyen ve konservatif önlemlere rağmen devam eden karpal tünel sendromlarında cerrahi tedavi gündeme gelebilir.

Konservatif Tedaviler:

Hastalar çok ağrılı dönemlerinde bilekte travmaya yol açmamak için splint kullanabilirler. Fakat splint kullanımından önce mutlaka uzman kişilere danışılarak karar verilmelidir.

  • Fizik tedavi modaliteleri
  • Manuel Terapi uygulamaları
  • Eklem hareket açıklığı egzersizleri
  • Germe egzersizleri
  • Güçlendirme egzersizleri
  • Duyu eğitimi
  • Sinir gliding egzersizleri( Median sinir için)
  • Tendon gliding egzersizleri( karpal tünel içinden geçen tendonların kirişleri için)

Aktivite modifikasyonları (ilk başlarda tekrarlayıcı el bileği fleksiyonu ve ekstansiyonu azaltılmalıdır, problemli el ile ağırlık taşınmamalı ve günlük yaşam aktiviteleri sırasında el doğru pozisyonlanmalıdır.)

Son olarak üzerinde durmamız gereken diğer bir önemli nokta; hastalığı başlamadan önlemek, hastalık başladıysa iyileşme dönemini kısaltmak veya tekrarlamasını engellemektir. Kilo vermek, tuzsuz veya az tuzlu yemek tüketmek, periyodik ve düzenli el ve bilek egzersizleri yapmak, gün içinde sıkça verilen bilek istirahatı ve el sarkıtma molaları vermek,  uygun şartlar ve aletlerle çalışmak, bilek bölgesine buz uygulaması yapmak bu önlemlerden birkaçıdır.

Kas iskelet sistemi rahatsızlıklarında online terapilerden hastalarımızın çok katkı gördüğünü deneyimlemekteyiz. Hızlıca ağrıyı gidermek için ağrı kesici almadan önce yumuşak dokuyu rahatlatan uygulamalar ile daha kalıcı iyileşme sağlayabiliriz.


Unutmayalımki ağrı teafikteki kırmızı ışıktır ve mutlaka yaptığınız her ne varsa durdurmanız gerekmektedir.
Sağlıklı ve huzurlu günler diliyoruz

Natal Fizik Tedavi Merkezi

bilek ağrısıbilgisayar bilek ağrısıel ağrısıkarpal tünelkarpal tünel sendromu
Devamı
  • Genel
Yorum Yok

Erişkin Bireylerde Denge Çalışmanın Önemi

Pazartesi, 13 Nisan 2020 Natal Fizik Tedavi

Vücudumuz hem bir iç dengeye hemde dış dengeye sahiptir. Hastalıkların oluşmaması ve ağrı hissinin olmaması için iç dengenin ( homeostaz) sağlanması gerekmektedir. İç dengenin önemine şu yazımızda değinmiştik – EVDE HAREKETSİZ KALMAYIN.

Dış dengemiz ise birçok sistem tarafından sağlanır. Bunlar; kas kuvveti, fleksibilite, vizüel sistemler (gözlerimiz), vestibüler sistem ( kulaklarımız) ve probrioseptif olarak adlandırılan eklemin pozisyon hissidir.

Yaş alma ile birlikte kas kasılmasındaki azalmalar ile hareketin açığa çıkmasındaki sürenin uzaması, postürün bozulması ve buna bağlı düşme riskinin artmasıyla birlikte bireyler yaralanmaya daha açık hale gelir.

CDC (Centers for Disease Control and Prevention)’nin raporuna göre yaşlı yetişkinlerin üçte biri her yıl düşmekte ve bu düşmelerin %10’u ciddi yaralanmalarla sonuçlanmaktadır. Yapılan bir araştırmada düşme riskini arttıran faktörleri sırasıyla kas güçsüzlüğü, denge bozuklukları, yürüyüş bozuklukları, görsel algıda bozukluklar, mobilite limitasyonları, kognitif bozukluklar, fonksiyonel seviyede bozukluklar ve postüral hipotansiyon olarak listelendi.

Tüm bu sebepler örgüsünden dolayı düşme önleyici egzersiz programları ve denge eğitimleri sağlıklı yaşlı erişkin bireyler için oldukça önemlidir.

Denge çalışmalarının temel amacı, farklı koşullarda kişinin ağırlık merkezini belirli alanlarda tutarak postüral kontrolü sağlamaktır. Bu amaçla bizler statik, dinamik, proaktif ve reaktif dengeler çalışırız. Sabit pozisyonlarda dengeyi sağlamak daha kolayken ilerleyici olarak kişide hareket, zeminde farklılık, hareketli zemin gibi birçok değişkene etki ederek her düzeyde denge çalışması oluştururuz. Bu çalışmalarda yukarıda saydığımız beş sistemi gözardı etmeden direk etkileyebilecek yöntemleri de ekleriz.

Denge açısından bakıldığında ovuruse denilen çok kullanım sonrası gelişen travmalar özellikle için ayak bileğinde  görülür. Çok kez burkulan ayak bileğinde ligamanların uzaması ve stabilizasyonu sağlayamaması durumunda da denge çalışmaları oldukça önemli bir yer kapsar.

Hemen hemen tüm spor dallarında dengenin yeri vardır. Spor dalının özelliğine göre ani yön değiştirmeler, sıçrama sonrası yere düşmelerde denge sağlanması, yoga gibi başüstü pozisyonlarda dengeli kasılmalar ile vücudumuzu belirli alanda tutmak için çalışılan denge egzersizi programları planlanır.

Her yaşta çok önemli olan denge, genç- orta yaşlarda daha hızlı beden cevabı oluşturma ve yaralanmaların önlenmesinde aktif rol oynarken, ileri yaşlarda düşme riskini azaltarak, postürel bozulmaları da yavaşlatır.

Her yaşta denge egzersizlerine önem verilmeli ve egzersiz programlarının içeriğinde bulundurulması gerekmektedir. Sizlerde fizyoterapistinizden denge egzersizleri konusunda içerik isteyerek size uygun en doğru egzersizlere hayatınızda yer açın.

Sağlıklı Günler Dileriz.

Natal Fizik Tedavi Ve Rehabiitasyon Merkezi

dengehomeostaz
Devamı
  • Genel
Yorum Yok

Natal FTR Ekibinden Mesaj Var

Perşembe, 02 Nisan 2020 Natal Fizik Tedavi

Natal Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi ekibi olarak 11 Mart 2020 tarihinden itibaren girmiş olduğumuz olağanüstü salgın koşullarında sizlere kas iskelet sistemi ile ilgili sorunlarınıza yönelik katkımız olabileceğini düşünüyoruz. Salgından korunmak ve yayılımını azaltmak için koşulları uygun olan herkesin evinde izole bir hayat yaşamasının en güvenli ve salgına karşı en iyi korunma yöntemi olduğunu hep birlikte deneyimliyoruz. Ayrıca içinde bulunduğumuz süreç bizlere bilimin ve bilginin doğru kullanımının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha göstermiş oldu.

11 Mart’tan sonra birçok kişinin başlamış olduğu ya da başlaması gereken fizyoterapi programlarını durdurmak ya da askıya almak zorunda kaldığını tahmin ediyoruz.

Örneğin donuk omuz tanısı konmuş bir omuz hastasının ya da el bileği kırığı sonrası fizyoterapi alması gerekli bir kişinin evlerinde problemleri ile baş başa kalmış olmaları mevcut küresel probleme ilave olarak bir de kronik bireysel problemle karşı karşıya kalmak anlamına gelir.

Bu süreçte ve içinde bulunduğumuz zorlu şartlarda Natal Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi ekibi olarak ihtiyacı olanların iyileşme sürecine online olarak katkı sunmaya hazırız. Mevcut tıbbi durumunuzu değerlendirerek gerekli egzersiz programını sürdürmenize online olarak yardımcı olacağız. Bu amaçla sizin yapabileceğiniz manuel terapi tekniklerini ve gerekli egzersizleri öğretip birlikte yaparak, uygun beslenme ve günlük yaşam aktiviteleri tavsiyelerini planlayarak bütüncül bir online egzersiz programı sürdürmeye çalışacağız.

Yardımcı olabileceğimizi düşündüğümüz durumlar aşağıda belirtilmiştir:

  • Omuz: Impingement (sıkışma) sendromu, donuk omuz (frozen shoulder), tendon yaralanmaları
  • Dirsek: Kırık veya cerrahi sonrası hareket kısıtlığı ve kuvvetsizlik, tenisçi dirseği
  • El bileği: Kırık veya cerrahi sonrası hareket kısıtlığı ve kuvvetsizlik
  • Kalça: Artroz, kalça protezi sonrası rehabilitasyon
  • Diz: Ön çapraz bağ veya menisküs yırtığı veya cerrahisi sonrası hareket kısıtlığı ve kuvvetsizlik, artroz, kondromalazi, diz protezi sonrası rehabilitasyon
  • Ayak bileği: Kırık veya cerrahi sonrası hareket kısıtlığı ve kuvvetsizlik, tendon yaralanmaları
  • Bel, sırt, boyun ağrıları
  • Miyofasyal Ağrı Sendromu

İçinde bulunduğumuz günleri en kısa sürede atlatıp sağlık içinde yan yana olmak umuduyla sağlıklı günler dileriz.

Devamı
  • Genel
Yorum Yok

Evde Hareketsiz Kalmayın!

Salı, 31 Mart 2020 Natal Fizik Tedavi

Bir çoğumuz gün içerisinde işe gidip- gelirken, mesai saatlerinde aktifiz. Hatta çoğu kişi iş çıkışlarında spor salonlarında hem günün stresi atmak, hemde sağlıklı bir bedene sahip olabilmek için vakit harcıyordu. Günün geri kalanında ise koşuşturmaca içerisinde diğer işlerimiz yetiştirmeye çalışıyorduk. Şuan tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 virüsü sebebiyle hem kendimizi hemde sevdiklerimi korumak adına evlerimizdeyiz.

Sosyal izolasyonun ve kendimizi korumanın çok önemli olduğu şu günlerde evinizde geçirdiğiniz vakti en güzel ve doğru şekilde geçirmek çok önemli. Hareket alanımızın kısıtlanması günlük faaliyetlerimin azalması metabolizmamızı yavaşlattığı gibi hormonal sistemimiz ve biomekanik olarak da kas iskelet sistemimize yansıtacağı olumsuzluklar olabilir.

Gün boyu evde hareketsiz bir yaşam hormonal sistemimizdeki dengeyi (Homeostazı) bozarak bağışıklık sistemimizin bozulmasına ve psikolojik açıdan buhrana neden olabilir.

Tüm vücudumuza etki edebilecek güçte olan hormonlar kan yoluyla taşınılar ve bölgesel yada genele etki etme özellikleri vardır. Tüm hormonal sistemimizin bir dengesi var bu dengeyi sağlamak için sürekli iniş-çıkış halindedirler. Basit bir örnek verirsek şekerli gıda tükettiğimizde insülin hormonumuz devreye girer ve kan şekerinin fazla çıkmasını önler insülünin fazla salgılanması durumunda glukagon hormonu devreye girer ve kan şekerinin fazla düşmesine engel olur. Bu insülün ve glukagon dengesinin sağlanmasına homeostaz denir. şeker homeostazının sağlanamaması durumunda şeker hastalığı denilen diyabet oluşur. Vücudumuzdaki her şey bir homeostaz aralığında bulunmak zorundadır, eğer bulunmazsa hastalıklar ve ağrı hissi oluşabilir.

Bedenimiz hareket etmek için tasarlanmıştır. uzun süre hareketsiz kalmak eklem ağrılarına ve miyofasial ağrılara neden olur. Bu durumu stres ve duruş bozuklukları destekler. Kasın zayıf ve gergin olması kişiyi rahatsız edecek kasılmalara neden olur. Bu istenmeyen kasılmanın devamlı hale gelmesi, kasların kemiklere bası uygulamasını ve komşu eklemlerde ağrıların oluşmasına neden olur .

Hareketsiz yaşam da vücuttaki genel dolaşım yavaşlayacağı için omurga rahatsızlığı ( bel-boyun fıtıkları) olan kişilerde de bu yavaş dolaşım segmental olarak da dolaşıma etki ederek ağrılarınızı arttırabilir.

Evde kaldığımız şu günlerde günlük 45 dk lık egzersizler ile hem bedenimizi bir uyanışa yönlendirip kendimizi vakit ayırarak krizi fırsata çevirebiliriz. İş hayatının stresinde kendimize vakit ayıramamaktan şikayet ederken şuan tüm gün evdeyiz ve bu durumu en doğru şekilde yönetmek bizlerin gözlerin.

Kronik ağrılı hastaların tedavileri yarım kalmış olabilir, sağlıklı bir vücut için omurga sağlığı programlarına katılanlar, pilates seansları iptal edilenler olabilir.  Bizler online olarak hastalarımızın yanındayız. herhangi bir şikayeti olmayan kişiler germe egzersizleri, omurga mobilizasyonu için egzersizler, bağışıklık sistemini dinç tutacak metabolizma hızınızın yavaşlamasını önleyecek egzersizlere yer verirken; ağrı şikayeti olan kişileirn gene bir fizyoterapist yardımı ile teröpatik egzersizlerine devam etmelerini önemle rica ediyoruz.

Sağlıklı ve huzur dolu bir gelecek diliyoruz.

Natal Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi

covid-19 evdeevde hareketevde sağlık
Devamı
  • Genel
Yorum Yok

Sağlam Bir Beden Güçlü Bir Bağışıklık Sisteminden Geçer

Pazar, 29 Mart 2020 Natal Fizik Tedavi

Dünyamızı aralık ayından bu tarafa etkisi altına alan ve yayılım hızı artmaya devam eden Covid-19 virüsünün ortaya çıkmasıyla birlikte bağışıklık sistemi sağlığımız tekrar gündeme geldi. Hastalıklarla ve virüs, bakteri gibi mikroorganizmalarla mücadele eden, vücudumuzun çalışma prensibinde ciddi bir söz hakkına sahip olan bağışıklık sistemimizi güçlü kılmanın yolu doğru beslenmekten geçiyor.

Günlük yaşantımızda büyük çoğunluğumuz beslenmenin önemini ne yazık ki göz önünde bulundurmuyoruz. Metabolizmanın çalışması, yapım ve onarım süreçlerinin doğru bir şekilde aksamadan devam edebilmesinde beslenme kilit bir roldedir. Vücudumuzun kullanamadığı ve hatta ona zarar veren gıdaların tüketimi birkaç günlük kısa vadede bize fatura edilmez. Çünkü vücudumuz ciddi bir savunma ve detoks mekanizmasına sahiptir. Fakat kullanılamayan, zarar veren gıdaların ve katkı maddelerinin uzun süreli tüketimi ciddi organ hasarları ve sistem bozuklukları ile sonuçlanabilir. Bu husustan ötürü sağlıklı, fonksiyonel ve doğru beslenmek her zaman için koruyucu ve onarıcıdır.

Güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olmanın yolu sağlıklı ve fonksiyonel bir beslenme düzeninden geçmektedir. Bağışıklık sistemimizin güçlü olması anlık değil süreklilik halinde olan bir beslenme düzenine bağlıdır. Beslenme düzenimizi ne kadar sağlıklı hale getirip yapay ve bedenimize zarar veren gıdalardan arındırırsak bağışıklık sistemimiz başta olmak üzere tüm sistemi korunaklı hale getirmiş oluruz. Fakat bugünlerde de yaşadığımız pandemi gibi küresel sağlık sorunlarında veya bireysel anlamda bağışıklık sistemimizin daha güçlü kalması gereken zamanlarda vücudumuza ek bir destek sağlamak adına beslenme ve yaşam düzenimizi biraz daha titiz düzenlemeliyiz. Bu süreçlerde bağışıklık sistemimizi daha sağlam hale getirip savunmayı arttıracak önerilerimi aşağıda sıralıyorum;

Bağışıklık Sisteminin Yenileyicisi Uykudur.

Uyku, bedeninizin fizyolojik bir ihtiyacıdır. Vücudumuz uyku sayesinde kendisini yenileme ve onarım sürecine girer. Vücudumuzun savunma sisteminin güçlü halde olması için doğru saatlerde ve yeterli miktarda uyku önemlidir. Yetersiz uyku ile güne başladığımızda stres hormonumuz kortizol yüksek seyreder. Bu durum vücudumuzun çalışma kapasitesini düşürerek kan şekerimizin daha dengesiz seyretmesine ve sistemin panik halinde olmasına neden olur. Hücrelerimizin kendisini yenileme fonskiyonlarında da azalmalar olmaktadır. Bu nedenle düzenli, yeterli ve doğru saatlerde uyku bedenimizin çalışmasına en büyük destektir. Hormonal düzenin doğru işleyebilmesi ve doku onarımının idealinde olması için yetişkinler için ortalama 7 saat yeterli bir süredir. Uyku saatimizin de en geç 23.00 – 00.00 olarak planlanması da optimal sağlık için doğru olanıdır.

Propolis’in Antivirüs Etkisinden Faydalanın.

Propolis, arıların çiçeklerden topladıkları anti mikrobiyal maddeleri işleyip biraz da sindirime uğratarak elde ettikleri karışım bir maddedir. Propolis, iyi bir koruyucu olması sayesinde balın herhangi bir mikrobiyal değişikliğe uğramadan kovan içerisinde kalmasını sağlıyor. Bu özelliğinden yola çıkılarak yapılan çalışmalar propolisin mide asidini güçlendirerek vücudun savunma sistemine destek sağladığını göstermiştir. Propolisin içeriğindeki etken maddeler adenovirüs ve influenza gibi viral enfeksiyon nedeni virüslere karşı koruyucu özelliktedir. Yine içeriğindeki bioflavonoidler de antiviral özellik gösterir. Bununla beraber yapısındaki aktif maddeler sayesinde karaciğeri zararlı maddelere karşı koruyarak bağışıklık sisteminin daha güçlü kalmasını destekler.

Güçlü Besinlerle Virüse Kalkan Oluşturun.

Güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olmanın temel yolu elbette ki antioksidan açısından zengin gıdalarla oluşturulmuş bir beslenme düzeninden geçiyor. Bağışıklık sistemimizin en önemli parçalarından biri doğal öldürücü hücrelerdir. Herhangi bir enfeksiyon geçirmeden önce bu hücrelerin sayısını arttırmak geçireceğimiz enfeksiyonun sarsıcı etkisini azaltıyor. Böylelikle bağışıklık sistemimiz sayesinde hastalığı ayakta atlatabiliyoruz.

Zerdeçal, son zamanlarda yoğun bir şekilde etkisinden bahsedilen güçlü bir antioksidan yapıya sahip baharattır. Savunma sisteminin güçlendirilmesi konusunda en etkili ajanların başında yer almaktadır. Özellikle bağışıklık sisteminin etkisini azaltan kronik inflamasyon gibi sistemik problemlerin çözümünde de oldukça etkilidir. Bu dönemde viral enfeksiyonlardan korunmak için yemeklerinizden zerdeçalı eksik etmeyin.

Sarımsak, Türk Mutfağında vazgeçilmez besinlerin başında yer almaktadır. İçeriğindeki kükürtlü bileşikler sayesinde vücudumuzun hem yenilenme – onarım sisteminde ciddi bir rol alır hem de bağışıklık sistemimizin güçlendirilmesinde rol oynar. En önemli bileşenlerinden biri olan Allisin ise doğal antibiyotik etkisini öne çıkaran en önemli bileşendir. Sarımsağı kullanırken bütün olarak değil de ezilip kullanılması koruyucu etkisini arttıracaktır.

Kuruyemişler, bağışıklık sistemimizi destekleyen birçok minerali bir arada bulunduran süper besinlerdir. Doğal bağışıklık hücrelerimizin çoğalması ve vücudumuzun dirençli hale gelmesi açısından bu dönemde beslenmemizde çiğ badem, ceviz, çiğ kabak çekirdeği ve brezilya cevizine yer vermek önemlidir. İçeriğindeki başlıca bileşenler magnezyum, çinko ve selenyum doğal bağışıklık hücrelerinin çoğalmasında ve savunma sisteminin güçlendirilmesinde kilit rol oynar.

Ve son olarak bugün yaşadığımız sosyal izolasyon ve salgına bütünsel anlamda yaklaşmak istiyorum. Sevgimizi ifade ettiğimiz davranışlarımızın bile otomatik hale gelmiş olması, iş – maddiyat ve hırslarımızın arasında duygularımızın olduğunu unutmuş olmamız ve kendimize ayırdığımız vaktin neredeyse sıfırlanması, öz benliğimiz ile iletişimin kopma derecesinde olması ve iç sesimizin çağrılarına kulak tıkamış olduğumuz bir vakitte yaşadığımız bu durum bizi evlerimize döndürdü. Fiziksel olarak evde kaldığımız bu süreçte ruhsal olarak da kendimizle ve özümüzle iletişime geçmeyi tekrar kazanıyoruz.

Sevdiklerimizle ve kendimizle evdeyiz. #evdekal

Bağışıklıkbağışıklık sistemicoronacovid-19 fizik tedavicovid-19 fizyoterapi
Devamı
  • Genel
Yorum Yok

Fizik Tedavi Uygulanan Başlıca Hastalıklar

Cumartesi, 14 Mart 2020 Natal Fizik Tedavi

Hangi hastalıklarda fizik tedavi ve rehabilitasyon uygulaması en önemli tedavi seçenekleri arasında yer alır?

Fizik tedavi ve rehabilitasyon ağrılı kas, iskelet ve sinir sitemi hastalıkları, romatizmal hastalıklar, felçler ve fonksiyon bozukluklarında, pek çok durumda bir numaralı tedavi seçeneğidir.

Aşağıda, fizik tedavi ile başarıyla tedavi edilen hastalıklar arasında en sık görülenlerin yaklaşık bir listesini bulabilirsiniz. Bu liste elbette tam değildir ve pek çok hastalık aşağıdaki durumlarla örtüşebilir, ya da bazı hastalıkları başka isimlerle duyabilirsiniz. Ancak bu liste size duyduğunuz bir teşhisin/hastalığın fizik tedaviden yarar görüp görmeyeceği ile ilgili yaklaşık bir fikir verebilir.

Ayrıntılı bilgi için bizi arayabilirsiniz.

  1. Ağrı tedavisi ve rehabilitasyonu
    1. Miyofasyal ağrı sendromu (ağrılı kas hastalığı)
      1. Servikal-boyun, skapular-kürek kemiği çevresi, dorsal-sırt kaslar
      2. Kol ve önkol kasları
      3. Lomber-bel ve kalça çevresi
        1. Priformis sendromu
        2. Quadratus lumborum sendromu
        3. Tensor fasya lata sendromu
      4. Bacak kasları
    2. Fibromiyalji (yaygın sistemik kas romatizması)
    3. Baş ağrısı (gerilim tipi, migren)
    4. Kronik ağrı sendromu
    5. Kompleks bölgesel ağrı sendromu – KPAS (RSD, Suddeck…)
  1. Ortopedik rehabilitasyon
    1. Osteoartroz (kireçlenme)
      1. Diz
        1. Gonartroz
        2. Patellofemoral artroz
      2. Kalça (Koksartroz)
      3. Omuz
        1. Glenohumeral artroz
        2. Akromioklaviküler artroz
      4. El (Heberden nodülleri – Primer OA)
    2. Post-op (ameliyat sonrası) eklem rehabilitasyonu
      1. Diz (Menisektomi, ACL tamiri, artroplasti vb.)
      2. Omuz (Rotator kaf tamiri, akromioplasti vb.)
      3. Dirsek (Kırık sonrası vb.)
      4. Kalça (Artroplasti vb.)
      5. El bileği (KTS operasyonu vb.)
      6. El (Tendon tamiri vb.)
      7. Ayak bileği (Kırık sonrası vb.)
      8. Ayak
    3. Kırık sonrası rehabilitasyon
    4. Kırık sekeli, komplikasyonu ve deformitesinin rehabilitasyonu (KPAS dahil)
    5. Omuz hastalıklarının konservatif (ameliyatsız) tedavisi
      1. Rotator kaf tendiniti, tendon yırtıkları
      2. Bursit ve biseps tendiniti
      3. Impingement (sıkışma) sendromu
      4. Frozen shoulder (donuk omuz)
    6. Diz hastalıklarının konservatif tedavisi
      1. Kondromalazi patella
      2. Meniskopati (menisküs hastalıkları)
      3. Ligaman straini (ACL vb.)
    7. Ayak bileği ve ayak hastalıklarının konservatif tedavisi
      1. Epin kalkanei (topuk dikeni)
      2. Aşil tendiniti
      3. Hallux valgus
    8. Temporamandibuler eklem (çene eklemi) disfonksiyon sendromu
  1. Omurga rehabilitasyonu
    1. Omurga hastalıklarının tedavisi
      1. Akut kas straini (servikal-boyun ve lomber-bel)
      2. Akut faset eklem straini (servikal-boyun ve lomber-bel)
      3. Iliolomber ligaman spraini
      4. Postural ve mekanik bel-sırt ağrıları (hipomobilite, dorsolomber bileşke sendromu…)
      5. Disk hernileri (bel fıtıkları) (lomber-bel, servikal-boyun, torakal-sırt)
      6. Servikal ve lomber artroz (kireçlenme)
      7. Faset sendromu (ve faset artrozu-kireçlenmesi)
      8. Spinal stenoz (kanal darlığı)
      9. Spondilolistezis (omur kayması)
      10. Sakroiliak eklem disfonksiyon sendromu
    2. Post-op (ameliyat sonrası) omurga rehabilitasyonu
      1. Disk hernisi operasyonu (bel fıtığı ameliyatı) sonrası
      2. Spinal stabilizasyon (omurga sabitleme) ameliyatı sonrası (Spondilolistezis, Skolyoz, Spinal stenoz vb.)
      3. Failed back (başarısız bel cerrahisi)
    3. Skolyoz (omurga eğriliği) rehabilitasyonu
    4. Ankilozan spondilit
    5. Koruyucu ve kuvvetlendirici egzersiz tedavisi (örneğin Origene)
  1. Yumuşak doku hastalıklarının ve tuzak nöropatilerin tedavisi
    1. Tendinit ve bursitler
      1. Omuz (subdeltoid, subakromiyal)
      2. Dirsek (olekranon)
      3. Kalça çevresi (trokanterik)
      4. Diz (prepatellar)
    2. Lateral ve medial epikondilit (tenisçi dirseği, golfçü dirseği)
    3. Karpal tünel sendromu
    4. Ulnar oluk sendromu
    5. Tarsal tünel sendromu
    6. Torasik outlet (çıkış) sendromu
    7. Higroma
    8. Tetik parmak
    9. Dupuytren kontraktürü
    10. De Quervain tenosinoviti
    11. Aşil tendiniti
  1. Akut eklem ve yumuşak doku yaralanmalarının (ve spor sakatlıklarının) tedavi ve rehabilitasyonu
    1. Omuz yaralanması
    2. Ayak bileği torsiyonu (burkulma)
    3. Dizde ligaman spraini (bağ yaralanması)
  1. Geriatrik rehabilitasyon (yaşlılık egzersizleri)
  1. Nörolojik rehabilitasyon
    1. Hemipleji (inmeye bağlı vucudun tek yanında felç)
    2. Parkinson hastalığı
    3. Periferik sinir yaralanması (düşük ayak, düşük el vb.)
    4. Fasyal paralizi (yüz felci)
    5. Spinal kord yaralanmasına bağlı parapleji/quadripleji (omurilik yaralanmasına bağlı felç)
  1. Pediatrik (çocuk) rehabilitasyon
    1. Tortikollis (boyun eğriliği)
    2. Skolyoz (omurga eğriliği)
    3. Ayak deformiteleri
    4. Doğumsal kalça çıkığı
    5. Polyo sekeli (çocuk felci)
    6. Cerebral Palsy (Spastik Felç)
Fizik Tedavifizik tedavi hangi hastalıklara bakarFizik Tedavi Uygulanan Başlıca Hastalıklar
Devamı
  • Genel
Yorum Yok

Tıbbi Masaj

Perşembe, 27 Şubat 2020 Natal Fizik Tedavi

Kas iskelet sistemi şikayetlerinin tedavisinde tıbbi masaj uygulamaları.

Bilinen en eski tedavi yöntemlerinden biri masajdır. Masajın refleks etkisi ile genel bir gevşeme sağlanır, mekanik etkisi ile de kan dolaşımı artar, kas içindeki ve çevresindeki yapışıklıklar azalır, kas içi sıvı hareketliliği artar. Masaj mutlaka uzman eller tarafından yapılmalıdır.

Masaj kas kuvvetini artırmaz, egzersiz yerine veya kilo verme amaçlı olarak kullanılmaz.

Manuel Terapi, Tıbbi Masaj
Manuel Terapi, Tıbbi Masaj

Masaj tüm kas iskelet sistemi rahatsızlıklarında, felçlerde ve psikosomatik hastalıklarda kullanılır. Ayrıca gerilim tipi baş ağrılarında, migrende, masa başı çalışmaya bağlı kas ağrılarında, postür bozukluğuna bağlı ağrılarda tedavi yöntemi olarak kullanılır,ayrıca ameliyat sonrası yapışıklıkların açılmasında,eklem limitasyonlarında ilgili kas, bağ, ligaman dokusunun gerilimlerini azaltmakta, meme kanseri ameliyatlarından sonra tüm koldaki lenf ödemi önlemek ve veya azaltmak için,ileri yaşlarda osteoporozda ,cilt kuruluğunda, diabette özellikle ayaklardaki şikayetlerin giderilmesinde,uzun süreli yatmaya bağlı oluşabilecek yatak yaralarının önlenmesinde doğru, anotomik yapılara saygılı, amaca yönelik yapılacak manuel terapi uygulamaları bir çok açıdan hastanın hızla iyileşmesinde çok büyük bir katkı sağlar.

Natal Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi’nde manuel terapi eğitimi almış uzman fizyoterapistler tarafından fizik tedavi programının bir parçası ya da ayrı bir uygulama olarak tıbbi masaj tedavisi yapılmaktadır.

Sevgi ile bilginin öncülüğünde şifa veren eller kliniğimizde siz kıymetli misafirlerimizin hizmetindedir. Bizimle iletişime geçebilirsiniz.

manuel terapitıbbi masajtıbbi masaj çeşitleritıbbi masaj istanbultıbbi masaj nedirtıbbi masaj teknikleri
Devamı
  • Genel
Yorum Yok

Topuk Dikeni

Çarşamba, 19 Şubat 2020 Natal Fizik Tedavi

Topuk dikeni, plantar fasya ile kalkaneus’ un birleşim yerinde kronik süreçte kalsiyum çökmesi ile oluşur.

Topuk dikeni genel olarak ayak kas ve bağlarının zorlanması ve topuk kemiğini saran zarın aşınması sonucu ortaya çıkar. Özellikle koşma ve sıçrama aktivitelerine büyük zaman ayıran sporcularda sık rastlanır.

Topuk dikeni oluşumu, plantar fasiitis nedeniyle ayak ağrıları çeken hastalarda yaygın olarak görülür. Ancak topuk dikeni mutlaka iltihaplanmaya bağlı görülmez. Bazı artrit çeşitlerinin de topuk dikenine yol açtığı ve üstelik ağrı yapmadığı da bilinmektedir.

Topuk dikenine orta yaşta kadın ve erkeklerde sık rastlanmaktadır. Fakat hemen hemen her yaş grubunu etkileyebilir.

Lokal tedavisi genel olarak plantar fasiite tedavisine benzemekle birlikte topuk dikeni olan kişilerde mutlaka bel, omurga ve aynı bacak muayenesi yapılmalı, postür değerlendirilmeli, yanlış basış sorunları düzeltilmelidir. Aksi halde sadece ilgili ayağın tedavisi başarıyı kısıtlayacaktır.

Topuk Dikeni Neden Olur?

  • Aşırı kilo artışı, obezite
  • Hamileliğin son dönemleri
  • Sporcularda %10 kuralına uymayıp tempolarını arttırmalarına bağlı
  • Uzun süre ayakta durmaya bağlı
  • Yürüme, merdiven çıkmayı arttırmaya bağlı
  • Yüksek topuklu ayakkabı giyme
  • Sıçrama aktivitelerini sık yapma
  • Pes planus-pes cavus
  • Ayakta bulunan arkın sert olması
  • Aşırı pronasyon
  • Uygun olmayan ayakkabı seçimi

Genel olarak sporcularda özellikle koşucularda antrenman programında yapılan değişikler sonucunda görülür (koşu volümünün birden arttırılması). Sporcu olmayan kişilerde ise uzun süreli sert zeminde yürüme, ayakta durma ya da merdiven çıkma sırasında görülür.

Topuk Dikeni
Topuk Dikeni

Topuk Dikeninin Belirtileri

  • Hastalar ayaklarının altında özellikle plantar fasyanın kalkaneusa yapışma yerinde şiddetli ağrıdan yakınırlar. Ağrı genellikle ayakta dururken veya sabah uyandığında ilk adımı attığında ya da uzun süreli oturmayı takiben kalkıp adım atarken şiddetlidir.
  • Hastalar sabah uyandıklarında, ilk adım attıkları zaman iğne batmış gibi ya da bıçak saplamış gibi bir acı hissederler. Günün ilerleyen saatlerinde kişilerin hissettikleri bu acı künt bir ağrıya dönüşür.
  • Sert zeminde yürümeyle semptomlar kötüleşir.
  • Muayenede plantar fasyanın palpasyonunda ağrı görülür.
  • Baş parmak DF ağrılı olabilir.
  • Ayak pozisyonundan dolayı uyurken ağrı olmaz.
  • Semptomlara bağlı ilerleyen dönemlerde kalça ve diz hareketlerinde kısıtlılık gelişebilir.
  • Topuk ağrısına bağlı kişide basış problemleri olabilir.
  • Genel olarak bacağın arka grup kaslarında gerginlik gelişebilir.
  • Daha çok 40-60 yaş arası görülür.

Topuk Dikeni Nasıl Değerlendirilir?

  • Hikâye
  • İnspeksiyon
  • Palpasyon
  • Ağrı değerlendirmesi
  • Normal eklem hareket açıklığı değerlendirmesi
  • Kas gücü değerlendirmesi
  • Postur analizi
  • Taban izi görüntülemesi
  • Yürüme analizi
  • Ayak ve parmaklarda deformite değerlendirmesi
  • Duyu değerlendirmesi
  • Fonksiyonel değerlendirme

Hastalarda tedaviye geçmeden önce AKTİVİTE MODİFİKASYONU yapılır:

  • Eğer hasta koşucuysa koşu temposu düşürülüp antrenmanları yeniden düzenlenmelidir.
  • Hasta uygun ayakkabı giymelidir.
  • Kilo kontrolü gereklidir.
  • Topuğa tekrarlayıcı yük binmesi engellenmelidir.
  • Yataktan kalkmadan önce mutlaka esneme egzersizleri yapılmalı ve gün içerisinde tekrarlanmalıdır.
  • Tabanı sert ve topuklu ayakkabılardan uzak durulmalıdır.
  • Tabanlık kullanımı gereklidir.
  • Ağrılı durumlarda buz uygulaması yapılmalıdır.

 Topuk Dikeni Tedavisi

Topuk dikeni için aşağıda belirtilen tedaviler önerilebilir.

  • İstirahat (hasta ağrısı geçene kadar dinlenmeli ve buz uygulaması yapılmalıdır).
  • Anti-inflamatuar ilaç kullanımı
  • Topuk yastıkları
  • Pronasyon durumunda topuk iç kısmından taban takviyesi
  • Ayak ortezleri kullanımı tavsiye edilir. Gece splintleri posterior bacak kasları ve plantar fasyanın esnekliğinin devamının sağlanmasında etkili olabilir.
  • Kortizon enjeksiyonu
  • Fizik tedavi
  • Elektroterapi
  • Egzersizler
  • Buz masajı
  • Friksiyon masajı
  • Bantlama (arkın desteklenmesi için)
  • Güçlendirme: İzometrik-izotonik
  • Denge çalışması

Plantar Faciitis Nedir?

Plantar fasiit, en yaygın topuk ağrısı nedenidir. Ayak tabanının altında ağrılı inflamasyondur. Plantar fasyanın enflamasyonu ve kalınlaşmasıdır. Plantar fasyanın özellikle kalkaneus’a yapışma yerinde tekrarlayan mikrotravmalar sonucu oluşan aşırı kullanım yaralanmasıdır.

Plantar Fasya Nedir?

Medial kalkaneal tuberositastan başlayarak metatars kemiklerin başlarına ayrı ayrı yapışan çok katlı fibröz bir aponörozdur. Bu fasya ayak tabanında ayak kemiklerini destekler ve yürümeye yardımcı olur. Ayağın kavisini oluşturmakta da önemli görev üstlenir. Longitidunal arkı destekler.Fibröz aponevröz olan bu yapıda repetitif traksiyon stresi sonucu mikro yırtılmalar ve yapışma yerinde zorlanmalar meydana gelir. Yaralı dokunun oluşması fasyayı daha az esnek olmasına yol açar ve ayağın daha fazla gerilmesine neden olur. Aşırı subtalar eklemin pronasyonu (DF-Eversiyon-ABD), kemer yapısını alçaltır, ayağı uzatır ve plantar fasya üzerinde çekimsel bir kuvvet yaratır. Zamanla bu çekimsel kuvvet fasyanın ve çevre dokuların iltihaplanmasıyla sonuçlanır. Kemerde ve topukta ağrıya neden olur.

Ayrıca hastada kalkaneal spur oluşumu gelişebilir. Bu ağrının değil patolojinin bir sonucudur. Çekimsel kuvvetler kalkaneal çıkıntıda bir kemik gelişimine yol açar ve bu da topuk merkezinde sağda keskin bir ağrıyla sonuçlanır.

Topuk Dikeni ve diğer fiztoterapi uygulamaları için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Zemine sağlıkla ve güçlü basabildiğimiz, güzel günler dileriz.

Natal FTR Ekibi

plantar caciitis nedirplantar fasya nedirtopuk dikenitopuk dikeni belirtileritopuk dikeni egzersizleritopuk dikeni masajıtopuk dikeni nasıl geçertopuk dikeni neden olurtopuk dikeni nedirtopuk dikeni tedavisi
Devamı
  • Genel
Yorum Yok

Bel ağrılarınızın sebebi fıtık olmayabilir

Çarşamba, 05 Şubat 2020 Natal Fizik Tedavi

Bel fıtığı günümüzde bel ağrılarının birincil sebebi olarak gösterilen ve her yaştan kişinin karşılaşabileceği bir sağlık problemidir. Peki bel fıtığı nedir? Omurgamız 33 tane omurdan oluşur. Bunlardan 5 tanesi bel bölgemizde bulunmaktadır. Omurlar arasında ‘disk’ adı verilen anatomik özel yapılar bulunur.

Sağlıklı bir disk’in görevi şoku absorbe ederek yükün dağılımını düzenler. Omurgayı yer çekimine karşı, oturma, yürüme, dönme gibi günlük yaşamda  yaptığımız fonksiyonel hareketlerde karşılaştığı kuvvetlere karşı korur.

 Diskin orantısız yüklenmelere maruz kalması ile fizyolojik bütünlüğü bozulmaya başlar ve zamanla fıtıklaşma gerçekleşir. Bel fıtığının dört fizyolojik evresi bulunmaktadır. (bulging, protrizyon, ekstrüzyon, sekestrasyon).

Bel fıtığı durumlarında ilk tercih her zaman fizik tedavi olmalıdır. Bel fıtığı benzer klinik özellikler gösteren birçok durumla karıştırılabilir. Bacağa, kalçaya ve bele benzer bir ağrı yansıtan piriformis sendromu yada fıtıklaşma olmadığı halde diskin beslenmesinin bozulmasından kaynaklı segmental disfonksiyon yada spazma girmiş bel kaslarınıdan kaynaklı olabilir.

Kişiye özel uygun tedavinin belirlenmesinde doğru tanının konması tedavinin %80’nini oluşturur. Bu bağlamda klinik muayene , radyolojik değerlendirmeler, anamnez(hikaye) son derece önemlidir. Yapılan değerlendirmeler sonucunda tedavi; kişinin biricikliği ön planda tutularak planlanır. Fizik tedavi programının elektroterapi , manuel terapi, ideal egzersiz programı, beslenme tavsiyeleri ilebirlikte bütünsel bir yaklaşım olması tedavide başarıyı mutlak kılar.

Vücudunuz da hissettiğiniz ağrının öncelikle size dost olduğunu bilmeniz ve ‘ağrı’nın ‘ sizi koruyucu bir mekanizmanın sonucu olduğunu bilmeniz  ağrıya yaklaşımınızı değiştirecektir.

Hissettiğimiz tüm ağrılarda bedenimizle iyi bir iletişim kurmaya ve de ilgili bir uzmandan yardım almaya özen göstermenizi tavsiye ederiz.

Sağlıklı günler dileriz ..

Natal Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi

Devamı
  • Genel
Yorum Yok
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8

Son Yazılar

  • Kronik Ağrılarla Beden Odaklı Bütüncül Psikoterapi ve Egzersiz Programları

    Bazen ne yaparsanız yapın bir türlü geçmek bilm...
  • Evde Fizik Tedavi Nedir?

    Evde fizik tedavi ve rehabilitasyon hizmetimizd...
  • Temporomandibular Eklem (TME) Bozukluğu

    Temporomandibular eklem (TME), vücutta hem dönm...
  • Dizlerim Ağrıyor Artık Yol Alamıyorum

    Dizlerim Ağrıyor Artık Yol Alamıyorum İnsan bed...
  • Ağrısız Bir Hayat Mümkün!

    Kafam ne kadar ağır, taşıyamıyorum. Biri gelse ...
  • Vertigo Tedavisinde Fizik Tedavinin Önemi

    Baş dönmesi diğer bir adıyla Vertigo, bir hasta...
  • Rotator Cuff Sendromu ve Tedavisi

    Omuz eklemi günlük yaşamdaki hareketlerin yapıl...
  • Kayropraktik Tedavi Nedir?

    Sinir – kas iskelet sistemleri bozuklukların te...
  • Sırtım Oyuluyor!

    Kliniğimize gelen sırt, boyun ve hatta bazen ba...
  • Sırt Ağrısı ve Kadınlarda Sırt Ağrılarının Nedenleri

    Sırtımız, vücudumuzun en önemli bölgelerinden b...

Son Yazılar

  • Kronik Ağrılarla Beden Odaklı Bütüncül Psikoterapi ve Egzersiz Programları

    Bazen ne yaparsanız yapın bir türlü geçmek bilm...
  • Evde Fizik Tedavi Nedir?

    Evde fizik tedavi ve rehabilitasyon hizmetimizd...
  • Temporomandibular Eklem (TME) Bozukluğu

    Temporomandibular eklem (TME), vücutta hem dönm...
  • Dizlerim Ağrıyor Artık Yol Alamıyorum

    Dizlerim Ağrıyor Artık Yol Alamıyorum İnsan bed...
  • Ağrısız Bir Hayat Mümkün!

    Kafam ne kadar ağır, taşıyamıyorum. Biri gelse ...
  • Vertigo Tedavisinde Fizik Tedavinin Önemi

    Baş dönmesi diğer bir adıyla Vertigo, bir hasta...
  • Rotator Cuff Sendromu ve Tedavisi

    Omuz eklemi günlük yaşamdaki hareketlerin yapıl...
  • Kayropraktik Tedavi Nedir?

    Sinir – kas iskelet sistemleri bozuklukların te...
  • Sırtım Oyuluyor!

    Kliniğimize gelen sırt, boyun ve hatta bazen ba...
  • Sırt Ağrısı ve Kadınlarda Sırt Ağrılarının Nedenleri

    Sırtımız, vücudumuzun en önemli bölgelerinden b...
  • Bizi Takip Edin

© Tüm Hakları Saklıdır - 2021 Yazılım ve Geliştirme FümeGri Digital Solutions.

ÜSTE
Yardıma mı ihtiyacınız var?