Fizik Tedavi’de Doğrular ve Yanlışlar
Fizik tedavi, ya da İngilizce konuşulan ülkelerde yaygın adıyla fizyoterapi, yaralanma, hastalık, travma ya da yaşlılık gibi nedenlerle eksilme gösteren fonksiyonel hareketleri geri kazandırma amaçlı yapılan, elektrik akımı, sıcak ya da soğuk uygulaması, egzersizler ya da çeşitli dalgalarla hastaların tedavisine verilen isimdir. Fizik Tedavide Doğrular ve Yanlışlar halk arasında en fazla merak edilen konular arasında görülmektedir.
Fizik Tedavi’de Yanlışlar
- Fizik tedavi her gün yapılmalıdır
- Fizik tedavi 21 seans olmalıdır
- Fizik tedavi soğuk havalarda yapılmaz
- Fizik tedavi sıcakla yapılır
- Fizik tedavi bittikten sonra ağrı geçer
- Fizik tedavi sırasında ağrı artar
- Fizik tedavi geçici tedavidir
- Fizik tedavi ışın tedavisidir
- Fizik tedavi gebelikte yapılmaz
- Fizik tedavi kanserde yapılmaz
- Fizik tedavi regl sırasında yapılmaz
- Fizik tedavi sırasında hamlık olur

Fizik Tedavi’de Doğrular
- Fizik tedavi her gün yapılmak zorunda değildir
- Fizik tedavide seans sınırlaması olmaz 1 seansta 20 seansta olabilir
- Fizik tedavinin uygulamasında sıcak soğuk hava etkisizdir
- Fizik tedavi uygulamalarında sıcak soğuk ajan bir arada veya ayrı kullanılabilir
- Fizik tedavinin uygulaması sırasında ağrıda azalma başlamalıdır
- Fizik tedavi sonrası taburcu günü ağrı ve şikayetlerin bitmiş olması gerekir
- Fizik tedavide doğru uygulama yapılıyorsa ağrıda artış olmaz
- Fizik tedavi elektroterapi manuel terapi uygulamalarının olduğu bir tedavidir
- Fizik tedavi gebelikte özellikle bel boyun bacak ağrılarında güvenle kullanılır.
- Fizik tedavi kanserde doğru ajanlarla ağrı ve limitasyonda güvenle kullanılır
- Fizik tedavide regl olmanın önemi yoktur
- Fizik tedavi sonrasında hamlık olmaz
Fizik Tedavi Ne Zaman Fayda Eder Ve Nerelerde Kullanılır
Fizik tedavi eklem limitasyonlarını açmak için, ağrısız hareket için, hareket miktarını arttırmak için, ortopedik ameliyatlar sonrası mutlaka bazende öncesinde, inmelerde, engellilerde, gebelerde, masektomi gibi özellikle meme kanserlerinde, romatizmal hastalıklarda, doğumsal beyin felçlerinde güvenle kullanılan bir tedavi yöntemidir.
Fizik Tedaviye Giderken Ne Giyilir
Fizik Tedavi sırasında özellikle tedavi alanının rahatça açılabilmesi için ve egzersizlerin rahat, güvenle yapılabilmesi için günlük, esnek, yumuşak ev kıyafetleri veya eşofman şort gibi giyecekler seçilmesi uygun olur. Fizik Tedavi sonrasında özellikle bel boyun uygulamaları sonrasında sadece ceryana maruz kalmamak önemlidir ve klimadan uzak durulmalıdır.
Fizyoterapi Rehabilitasyon Nedir?
Dünyada 100 yılı aşkın süredir ülkemizde 50 yıldır fizyoterapi mesleği icra edilmektedir. Fizyoterapi rehabilitasyon hastalıkta ve sağlıkta kişinin daha iyi seviyeye gelmesi için programlar belirleyen hedefleri olan ve bu konuda elektroterapi, egzersiz, manuel terapi, masaj, sağlıklı beslenme, motivasyon gibi teknik ve yöntemlerden destek alan bir tedavi yöntemidir. Yediden yetmişe tüm yaş gruplarına destek verir.
Fizyoterapist Kimdir?
Üniversitelerin dört yıllık fizyoterapi ve rehabilitasyon fakültelerinden mezun olarak teşhisi konmuş hastalara tedavi programları oluşturan meslek dalı uzmanlarına ise fizyoterapist denir.
Fizyoterapistler, kas iskelet sistemi rahatsızlıklarında,kalp damar hastalıklarında ,kadın doğumda, nörolojik rahatsızlıklarda (parkinson, kaza veya enboli ,kanama sonrası inmeler) herhangi bir nedenle doğumsal ve veya sonradan gelişen engellilerde, sporcu sakatlıklarında, omurgaya ağit bel boyun fıtıkları, kamburluk, skolyoz, kireçlenme gibi ağrılı veya postüral sorunlarda, ileri yaşa bağlı kemik erimesinde, kas tutulmalarına bağlı ağrılarda, gerilim tipi baş ağrılarında, yürüyüş bozukluklarında, solunum sistemi hastalıklarında, yukarıdaki yöntem ve teknikleri kullanarak ihtiyaca göre belirlediği hedeflerle kişiyi ağrısız, fonksiyonel, bağımsız, hale getirmek için hedefleri olan kişilerdir.
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon
Fizyoterapistlik mesleği görüldüğü gibi hastalığın ve sağlığın her alanında var olan ve destek verdiği kişiye ilaç önerisinde bulunmadan kişinin kendi potansiyelini en üst seviyede açığa çıkarması konusunda hasta ile birebir çalışan bir meslek dalıdır. Ülkemizde ilk olarak fizyoterapistlik ünvanı Hacettepe Üniversitesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Fakültesi mezunlarına verilmiştir. Arkasından ülkemizde yaygın olarak FTR okulları açılmıştır.

Engellilerin rehabilitasyonunda en önemli pozisyonunu alan fizyoterapistler, artık endüstiriyelleşmiş şehirlerde sadece hastalıkta değil masa başı çalışmaya bağlı çeşitli postür bozuklukları ve buna bağlı iş verimliliğinin kaybı, gergin kaslar ve kassal ağrılar nedeniyle sağlıklı kişilerinde büyük destek aldığı kişilerdir.
Fizyoterapi Rehabilitasyon
Ağrısız, sızısız yaşamınızda hareket ve sağlıklı beslenmenin, yüreğinizde yaşama sevincin dolu olduğu güzel günler dileriz.
Natal Fizik Tedavi Merkezi
Çocuklarımız nasıl beslenmeli, nelere dikkat etmeliyiz?
Çocuklarda beslenme, çocuklarımızı beslerken iki yaş sendromuyla birlikte çoğu zaman onlara yemek yedirmek kâbus haline gelebiliyor, çocukların bedensel sağlıklarını devamlı kılarken, aynı zamanda yemek yeme eylemini istekli ve eğlenceli hale getirmek mümkündür. Bunda birinci koşul çocuğunuz ile iddialaşmamak, sınırlarımızı kontrol etmekte usta olan bu küçük tatlı bireyler karşısında inatlaşmadan kararlı olmalıyız. Çoğu zaman onların seçim hakkı olduğunu unutup bu sağlıklıdır diye bir ürünü dayatmak onların karnını doyurur ama ruhunu aç bırakır, doyma eylemi iki yönlü olmalıdır. Çocuklarımız midesiyle ve kalbiyle doymalıdır.
Bunun için;
- Aile bireyleriyle hep birlikte masada olmalı,
- Yemesini istediğinizi ürünü onun gözünün önünde önce siz yemelisiniz, çocuğunuz size özenmeli,
- Çocuğunuz yemek yerken dağıttı, döktü, ağzı burnu eli kirlendi, diye eleştirmemeli ve onlara müdahale etmemelisiniz,
- Yemek masasında mutlaka sağlıklı besinler olmalı yemek masasında hazır konserve gıdası varsa “bu senin için değil diyemezsiniz”
- Besinler tam tahıllı olmalıdır,
- Lütfen bırakın, çocuğunuz seçimini kendi yapsın. Zaten siz her koşulda onun için gerekli ve yeterli olacak besinleri masada bulunduracaksınız. Çocuğunuz vücudunun ihtiyacı olanı seçecek diğer öğünde de gerekli olan başka bir gıdaya yönelecektir.
Yapılan çalışmalar dünyamızda son 50 yılda Besin çeşitliliğin olağan üstü bir şekilde azaldığını ve globalleşme ile birlikte herkesin masasında aynı tip yiyeceklerin olduğunu görmekteyiz bu durum başlı başına inflamatuar hastalıklara zemin hazırlarken maalesef kansere de davetiye çıkartmaktadır bu nedenle çocuklarımızı beslerken;
- Kök bitkiler (havuz turp pancar)
- Tüm taze sebze ve meyveler
- Özellikle tüm kabuklu kuru yemişler
- Deniz ürünleri
- Tam tahıllı ürünler
- Bol miktarda su tüketimi
- Doğal organik meyve suları

Hayvansal proteinlerden öncelikle yumurta, taze kuzu eti, av hayvanları üzerinde durmalıyız.
Tereyağı ve zeytinyağı soframızda mutlaka bulunmalı, ayçicek ve mısırözü gibi bitkisel yağlardan uzak durmalıyız
Çocuklarda Beslenme
Çocuklar için yemek yeme faaliyeti ne bir ceza ne de bir ödül olmamalı ara öğünler de karbonhidratı yüksek gıdalar seçilerek ana öğünleri işkence haline getirmemeliyiz. Çocuklarımız çoğu zaman aynalarımızdır. Söyleyerek değil davranarak onlara rol model olabiliriz. Bedeni güzel, ruhu güzel nesiller için hep birlikte el ele tüm çocuklarımızı sevgiyle kucaklıyorum. Çocuklarda sağlıklı postur gelişimleriyle ilgili daha detaylı bilgi için merkezimizi arayabilir veya iletişim formundan bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Belde Düzleşme
Bel düzleşmesi, belde düzleşme, Omurgamız 7 adet boyun, 12 adet sırt, 5 adet bel, 5 adet kalça, 4 adet kuyruk sokumu olmak üzere toplam 33 adet omurdan oluşmuştur. Bunların ilk 24 tanesi hareketli diğerleri ise hareketsizdir. Omurgamızın boyun sırt bel bölgesinde konkav ve konveks fizyolojik eğrilikleri bulunur. Boyunda C şeklinde olan eğrilik sırt bölgesinde ters C şeklinde iken belde yine C şeklinde kendini gösterir. Bilindiği gibi omurlar arasında omurgamıza destek sağlayan, binen yükleri etrafa eşit dağıtan ve aynı zamanda yükü absorbe eden diskler mevcuttur. Omurilik omurganın içindeki kanaldan ilerleyerek kalçaya kadar devam eder. Omurilikten tüm omurga boyunca sağ ve soldan kollarımıza,gövdemize,bacaklarımıza giden sinirlerde mevcuttur. Böylece omurgamız küçük eklemleri,güçlü ligament yapısı, diskleri,sinirleri, birbirine tutunan kasları, ile kas, ligament, kıkırdak, kemik sinir gibi önemli yapılardan oluşmaktadır.
Bel Düzleşmesi Nedir?
Anlaşılacağı üzere omurgamızdaki bu yapılardan bir veya birkaçında olacak normalden sapmalar tüm sistem üzerinde istenmeyen neticeler doğurur. Beldeki düzleşme demek, normal olması gereken eğriliğin azalması demektir. Bu durum disklerdeki mesafelerin azalmasına,belki var olan dejenere diskte taşmaya yani fıtığa, kaslarda aşırı gerilim ve yorgunluğa, postürün bozulmasına, sırt ve kalça eklemlerine aşırı yük binmesine, zamanla o bölgelerde de eğriliğin bozulmasına karın bölgesindeki kas ve bağ yapısının gerilimine sebebiyet verecektir. Yani basit görünen omurgadaki bel bölgesinin kavisinin bozulması kişiyi siyataljiden gerilim tipi ağrılara kadar uzanan çoklu şikayetlere kadar götürür.

Bel Düzleşmesi Tedavileri
Belde düzleşmenin tedavisinde önemli birkaç konu vardır. Yatak konforu, ergonomik masa sandalye, altta yatan disk ve veya başka yapılarda bozulma, yanlış postür gibi. Tedavide birinci koşul uygun olmayan faktörlerin belirlenmesi ve eliminasyonu, ikici olarak ağrı giderici ajanların seçimi ,bu fizik tedavide elektroterapi ajanları, manuel terapi uygulamaları,sıcak soğuk patler, germe egzersizleri, ve kuvvetlendirme egzesiz programları çok önemli yer tutar.Tetikleyen faktörleri uzaklaştırıp ağrıyı giderip aynı zamanda tedricen artan egzersizle bel bölgesi ve kalça sırt desteklendiğinde ağrı kesici ajanlara belkide hiç ihtiyaç duyulmadan kişi şifa bulacaktır. Bu arada yapılan çalışmalar göstermiştir ki özellikle erkeklerde ekonomik kaygı ve stresler belde psikolojik ağrı sendromlarına sebebiyet verebilmektedir.
Belde Düzleşme
Omurgamızda eğriliklerimizin azalması ve veya artması istenmeyen durumdur. Normal yer çekimi hattına göre eklemlerimize binen yükün sağlıklı olabilmesi için omurgamızın kavisleri dengede ve fizyolojik sınırlarda olmalıdır.
Esnek,güçlü ve mobil bir omurganız olsun bedeniniz sağlıkla dolsun derken,sevgilerimi sunarım
Songül Sevim
Röportaj: Bütün Olarak İyileşme
Songül Hanım, 27 yıldır kurumunuz Natal Fizik Tedavi rehabilitasyon merkezi bölgemizin değerli bir kurumu, bize kliniğinizden bahseder misiniz?
1992 yılında Hacettepe Üniversitesi Fizik Tedavi Rehabilitasyon Fakültesi’nden mezun olduğumda iki şey önemliydi benim için; ilki koruyucu halk sağlığına katkıda bulunmak bir diğeri ağrılı gelen hastalarımıza yan etkisiz en doğru tedavi programı ile şikayetlerini gidererek yaşamlarında pozitif değişiklik yaratacak etki yaratmaktı. Bu amaçla 1993 yılında kurduğumuz kliniğimiz, fizik tedavi rehabilitasyonda, bel-boyun rahatsızlıkları, iskelet kas sistemi rahatsızlıkları, sinir sıkışmalarında, sporcu sakatlanmalarında, fibromiyaljilerde, hamile eğitim egzersiz programlarında, sağlıklı beslenme, jinekolojik rehabilitasyonda, klinik pilates egzersizlerinde, omurga rehabilitasyonunda, ortopedik rehabilitasyon, geriatrik rehabilitasyon da 27 yıldır başarı ile hizmet vermektedir.
Omurga rehabilitasyonun da tedavi programınızı biraz açar mısınız
Bel boyun ağrıları yaşamda insanın en az bir kere muzdarip olduğu bir konudur. Buna şehirlerdeki çalışma koşulları eklenince sırt ağrıları da artık hemen herkesin gündeminde. Bildiniz gibi omurga omurlar, aralarındaki diskler yanlardan çıkan sinirler, içinden geçen omurilik etrafındaki ligament, kaslardan meydana gelmiş vücudu dik tutan, üzerine binen yükleri absorbe eden, yanlarından çıkan sinirlerle kol bacak gövdemizin hareket etmesini sağlayan hayati bir organımızdır. Aynı zamanda omurganın şeklinin normalden sapması kifoz (kamburluk), skolyoz (yana olan eğrilik) gibi postürde ve bazen de ileri durumlarda sağlıkta ciddi neticeler doğuran bir sonuca götürür. İnsanın duruşu karşı tarafa kendimizle ilgili çok önemli bilgi verir. Toparlarsak omurga sağlığı postürden genel sağlığımıza kadar bireyin üzerinde çok önemli bir konudur.

Natal da omurga sağlığı programı;
Tabi ki her durumda detaylı analiz, muayene, gerekli ise çeşitli tanı yöntemleri, ağrının ayırıcı tanısında çok önemlidir. Her bel ağrısı bel fıtığı değildir, her boyun ağrısı boyun tutulması değildir. Şifada temel birinci ve en önemli konu ağrının gerçek sebebinin ne olduğunun tanısının konmasıdır. Ve bunu yaparken hastanın max. oranda ekonomik ve psikolojik olarak korunması ilke olmalıdır. Kliniğimizde temelde üç aşamalı hasta takibi yaparız. İlk olarak ağrıyı en erken dönemde mümkünse ağrı kesici ilaçlar kullanmadan geçirmek, bunu sağladıktan sonra kişinin fonksiyonunu arttırmak ve uygun egzersiz programını dahil etmek, son olarak kişinin tüm yaşamında korunacağı ve hatta kuvvetleneceği, önerileri yaşamına dahil etmesini sağlayarak tekrarlayan şikayetlerin önüne geçmek.
Burada kişinin çalışma koşulları, beslenme alışkanlıkları, duygu durumu, immünolojik sağlığı, aile hayatı gibi çok yönlü konular dikkatle gözden geçirmek ve şikayetlerinin tekrarlamaması için uygun rehberlik yapmak çok kıymetli bir konudur. Natal hastalarına bütüncül tedavi programları uygulayarak ve bütün şikayetlerimizin bir zincirin parçası olduğu bilinci ile lokale bakarken bütünü korumayı ve bütünde yapacağı olumlu katkıların hastanın genel duygu durumundan, hareket kapasitesine, uyku kalitesine, sistemik kronik enflamatuar şikayetlerden korunmasına kadar çok yönlü katkı sağlamayı hedef ve disiplin olarak görür.

Ağrıyı gidermek için manuel terapi bizim en temel ilacımızdır. Omurga rehabilitasyonunda 27 yıldır aldığım çeşitli lisans üstü eğitimlerle ben ve ekibimizdeki tüm arkadaşlarım manuel ve medikal tedavide uzman kişileriz. Ağrıyı dokunarak, çeşitli medikal yöntem ve tekniklerle bazen acılıda olabilen uygulamalarımız sayesinde ilk iki üç uygulama sonrası hiçbir ağrı kesici kullanmadan mucizevi denecek kadar başarılı sonuçlar almaktayız.
Kuvvetlendirme aşamasında en büyük destekçimiz Oriegine omurga kuvvetlendirme programımız haftada bir gün 10 dakika 10 haftada uygulanan program bel kaslarınızı hiç olmadığı kadar güçlü yapmaktadır. Üstelik bu kuvvet durumu geri dönüşsüz olarak korunmaktadır.
3. aşama ise zaten başlamış olduğumuz ağrıyı etkileyen, tetikleyen ve veya yapan etkenlere dikkatlice odaklanarak onları kişinin hayatından elimine edebilmesine rehberlik etmek oluyor ki burada temel amacımız hastamızın hayatında küçük değişiklikle büyük netice oluşturabilmek. Örneğin tatlıdan uzaklaşması, hayatına küçük bir egzersiz katması, biyolojik ritmine uygun olmayan bir yaşamı varsa onu hatırlatmak gibi onlarca sayabileceğimiz kalıcı küçük değişiklikler yaratmak gibi
Songül hanım görüyorum ki vücudumuzun küçük bir bölgesindeki ağrıyı oraya fizik tedavi yaparak geçirmeye çalışmak sizin anlayışınızda yok bunu duymak gerçekten çok etkileyici son olarak ne söylemek istersiniz
Gülşah hanım insan eti kemiği, duygusu, ruhu, zihni ile insandır. Yani ondan neyi ayırırsanız eksik bırakırsınız bütün değildir dolayısı ile hastalarımızın zihinsel nedenlerinden tutunda ayak parmağınızdaki nasıra kadar kişinin üzerinde önemli etkenler vardır. Orkestra gibi bugün onlarca tahlil ve MR larla hastayı yorup sonra kendi haline bırakmak maalesef Ortodoks tıbbının ciddi bir yarasıdır. Natal tüm bunların farkında olarak hastasına zarar vermeden mümkün mertebe onu en iyi seviyeye getirmeyi bir yaşam biçimi olarak algılar.
Fzt. Songül Sevim
Eyvah! Boynum Tutuldu Döndüremiyorum
Tahmin ediyorum önümüzdeki 20 30 yıl içerisinde normal postür tanımımız değişecek .Bugün 2 yaşa kadar inen akıllı telefon kullanımı ilk ve ortaöğretim döneminde çocuğun zamanının büyük bölümünü kapsıyor,çalışma hayatı ise neredeyse büyük şehirlerde kurumsallarda tamamen bilgisayar kullanımına bağlı olarak devam ediyor.Ne yapacağız ,neredeyse hayatımızdan çıkarmamızın mümkün olmadığı bu ihtiyaç vücudumuzda kas iskelet sisteminde, kas- bağ tendonlarda ciddi gerilimlere, blokajlara, yorgunluğa, sebep olmaktadır. Bu postürün devamlı tekrar etmesi ise bir süre sonunda özellikle boyun ve omuz kuşağı etrafında kendini ağrı olarak göstermekte ve sıcak banyolar, masajlar uyku dinlenme maalesef ağrının giderilmesinde yeterli olmamaktadır. Geçiştirmek amaçlı tekrarlı alınan ağrı kesiciler ise mide bağırsak (gastrointestinal) sisteminde istenmeyen şikayetler oluşturmaktadır. Böylece başlayan kısır döngü kişinin hayat kalitesini düşürür konsantrasyonunu bozar odaklanma sorunları, depresif postür geliştirebilir. Nihayetinde bir sabah eyvah boynum tutuldu hareket ettiremiyorum diyen kişi nasıl bir tedaviye başvurmalı ve asıl olan bunun tekrarlanmamsı için ne gibi önlemler almalı işte bu nokta çok önemli.
Ağrıya Etki Eden Faktörler
Ağrıya etki eden faktörler postür, stres, beslenme (besin intelöransı), enflamatuar hastalıklar (romatizma), gün içinde tekrarlayan istenmeyen hareketler ,uygun olmayan ergonomik koşullar (sandalye, masa pozisyonu, yastık, yatak, tv karşısında uyuma, mide şikayetleri, yuvarlak omuz, sırtta kamburluk gibi birçok nedeni sayabiliriz.Temel konu mümkün mertebe yaratan faktörü elimine etmektir.Sorunun köküne inilerek planlanan tedavi de tekrarlama ihtimali çok daha azalır. Doğru alışkanlıkları edinmekle başlayan iyileşmede eskiden kalan sorunu manuel terapi, elektroterapi, egzersiz, mobilizasyon, manyetik alan, belki traksiyon, gevşeme teknikleri, gastrointestinal sistem için doğru beslenme alışkanlıkları,masa ve sandalye pozisyonu ,yatak yastıkta doğru seçimler, özellikle çocuklarda ayak sağlığı, uygun postür eğitimi, obesiteye bağlı büyük karın yağ dokusunun sırt ve boyun omurlarında yapacağı gerginlik hakkında bilgi verilmesi,emziren anneler için özellikle emzirme sırasında uygun postürün seçilmesi ve sayabileceğimiz birçok madde boyun ağrılarının önlenmesinde oldukça etkilidir.
Yanlış nerede önce onun tespit edilmesi bunun için çok detaylı sorgulama yapılması, sadece semptoma bakarak semptomu giderici bir ağrı kesici ile hiçbir şekilde sorunun kaynağına gidilemeyeceğini ve oluşan hasarın giderek artacağını yerleşeceğini akıldan çıkarmamak gerekir.
Tüm hastalarıma söylediğim şey ‘Beden bilir’ Onu sükunetle dinlerseniz teşhisiniz ve tedavinizde büyük yol alırsınız.
Boynum tutuldu, boyun ağrılarınızı görmezden gelmeyin. Devam eden ağrılar zamanla kronik bir hal ve tedavisindeki yol uzar. Bedeninizi dinleyin ve bir fizyoterapistten yardım almaktan kaçınmayın.
Sevgiyle sağlıkla kalınız
Natal Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon
Fzt. Songül Sevim
Pilates ve Klinik Pilates nedir?
Pilates, Joseph Pilates tarafından bulunan amacı zihin-beden birlikteliğini sağlamak olan bir egzersiz programıdır. Kas kuvvetini ve esnekliği arttırmak, vücudun genel bütünlüğünü sağlamak amacı ile 20. yüzyılın başlarında ortaya çıkmıştır. Vücudun her yerini çalıştırmaya yönelik bu egzersizler özellikle ağırlık merkezimizi (Core bölgesi), denge ve koordinasyonumuzu kuvvetlendirerek stresi azalttığı kanıtlanmıştır.
Pilates de karın ve sırt kaslarını dengeli olarak kuvvetlendirilir bu sayede duruşunuz dikleşir, kısa olan kaslarınız uzar ve daha rahat bir hareket açıklığı elde edersiniz. Kilo kontrolünde de yardımcı olan bu egzersiz programı sizlere bölgesel yağlanma ve selülit problemlerinin de çözüme ulaşmanızda yardımcı olur.
Klinik pilates uzmanlar ve fizyoterapistler tarafından verilen kişinin sağlık sorunları göz önüne alınarak egzersiz seçimleri yapılan bir yaklaşımdır. Bizler özellikle bel-boyun fıtıkları, omuz rahatsızlıkları, menisküs ve ayak bileği rahatsızlıkları gibi kas-iskelet sistemi problemleri olan kişilerde uyun egzersizleri seçerek oluşturduğumuz programın da hiçbir etkeni özden kaçırmadan ilerlemeyi planlıyoruz.

Egzersiz programımızı planlarken direnç bantları, direnç çemberi, bobat topları ve dumballar gibi yardımcı ekipmanlar kullanıyoruz. Bu şekilde kas kuvvetinizi arttırarak güçlü bir vücuda sahip olmayı hedefliyoruz.
Pilatesi her yaştan insan yapabilir. Egzersiz programı planlanırken kişinin yaşı, cinsiyeti, geçirdiği rahatsızlıklar göz önüne alınarak yapıldığı için doğru egzersizi doğru kişiye seçiyoruz.
Klinik pilatesin faydaları nelerdir?
1. Vücut duruşunu destekler
2. Sakatlanma riskini azaltır.
3. Denge ve koordinasyonu geliştirir.
4. Kaslar da kuvvet ve esneklik sağlar.
5. vücut farkındalığı sağlar.
Pilates
Bu hastalıkla ile ilgili konular için bizimle buradan iletişime geçebilirsiniz.
Sağlıklı Günler…
Natal Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon
Postür(Duruş) Nedir? Postür Bozuklukları
Postür, yabancı bir kelime olsa da hayatımıza girmiş ve sıkça kullanılan bir kelimedir. Türkçe karşılığı DURUŞ. Günlük hayatımızda duyduğumuz “kambur durmak‘” yanlış bir postür tanımıdır aslında. Yanlış bir duruş hem vücudunuzun iskelet sistemini hem de iç organlarınızı etkiler. Diğer yandan dışarıdan bakıldığında hakkınızdaki düşüncelere de yol çizer.
Vücudumuzun her yeri birbiri ile bağlantılıdır. Bir yerinde yanlış giden birşeyler varsa tüm vücut etkilenir. Örneğin uzun süre kambur duran birini ele alalım; uzun süreli bu yanlış duruşta kişinin giderek omuzları öne doğru yuvarlanır ve gögüs kafesine binen yük artar bu durum nefes almakta zorluk çekmesine neden olabilir, devamında karın kasları kısalır, sırt ve bel kasları buna aksi olarak uzar ve güçsüzleşir, bu kaslar yük taşımakta zorlanır ve bel ağrısına neden olabilir. Bu durum zamanla kalçalara, dizlere ve ayaklara etki edebilir çünkü vücudumuz bir zincir sistemi gibi birbiri ile bağlantılıdır.
Diğer yandan kambur duran biri sosyal açıdan gözlemlenildiğinde, kendine güveninin olmadığı içine kapanık biri gibi düşünülür. Kambur durmanın verdiği ağrı kişinin simasına yavaşça yerleşir ve bu kişiliğinde rol oynar.
Turkish Journal of Physical Medicine and Rehabilitation dergisinde yayınlanan Viyana üniversitesinde yapılan bir araştırmada asimetrik vücut postürü ile masseter kasının ( çiğneme kası ) istirahatteki dolgunluğu arasındaki ilişki araştırılmış. 8 parametrede 30 kişiye bakılmış ve bozukluğun olduğu tarafın karşı tarafındaki çiğneme kasının normal duruşta daha dolgun olduğu bulunmuş.
Bozuk Postür’e Dikkat
Bozuk bir postürün nedeni her ne kadar psikolojik durumlar (mutsuzluk, yalnızlık, yorgunluk) gibi düşünülse de zamanla kullanılmayan yada yanlış kullanılan kasların zayıflaması ve ilerleyerek kalıcı duruma gelmesidir.
Unutulmamalıdır ki uzun süre sabit kalmak postürümüzde olumsuzluklara neden olur. İnsan vücudu hareket etmek üzere programlanmıştır. Masa başı çalışan olmanız yada sürekli ayakta çalışıyor olmanız ömür boyu bel, boyun yada sırt ağrınızın olmasına mecbur olduğunuzu göstermez, önemli olan doğru zaman aralıklarında ve doğru şekilde hayatınıza hareketi katmak.

Bir gününüzü nasıl geçirdiğinizi düşünün vaktinizin çoğunu nerede geçiriyorsunuz? Orada ki duruşunuzu düşünün. Çantanızı taşırken hep aynı tarafa mı takıyorsunuz? Çok yüksek topuklu yada dümdüz tabanı olan bir ayakkabı mı kullanıyorsunuz? Bunlar zamanla duruşunuzda sıkıntı doğurabilir.
Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Bilimleri Dergisi nde yapılan bir araştırmaya göre meslek hastalığı tanısıyla yatış yapan 83 hastanın tanıları, maruz kaldıkları riskler ve meslekleri arasındaki ilişki değerlendirildi. Sonuç olarak iş yerinde ağır kaldırma, vibrasyon ve bozuk postürde çalışma gibi çeşitli mesleki risklere maruz kalan kişilerin özellikle bel fıtığı başta olmak üzere diğer kas iskelet sistemi hastalıkları açısından düzenli olarak taranması gerektiğine karar kılınmış.
Kendinizi Kontrol Edin
Kendinize aynada bakın diz kapaklarınızın omuzlarınızın ve göğüslerinizin seviyesine aynılar mı kontrol edin. Yandan baktığınızda omuzlarınızın öne çıkık olup olmadığına, dizleriniz bükük yada tam tersi çok arkaya gidiyor olup olmadığına bakın. Kendinizde ters giden bir şeyler görüyorsanız bir fizyoterapiste danışın.
Uygun egzersiz programı ile düzenli çalışma ve destek ekipmanlar ile bu durumdan kurtulabilirsiniz. Egzersiz kişinin durumuna özel olarak organize edilmelidir. Bu yüzden her gördüğünüz egzersizi yapmak sakıncalı olabilir. Fizyoterapistinizin verdiği egzersizlere uyun ve onunla birlikte ilerleyin. Ağrısız ve sağlıklı bir vücut için doğru egzersize hayatınızda her zaman yer verin.
Postür
Bu hastalıkla ile ilgili konular için bizimle buradan iletişime geçebilirsiniz.
Sağlıklı Günler…
Natal Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon
Havalar soğuyunca eklem ağrıları neden artar?
Havalar soğudukça diz, kalça gibi eklem ağrılarından şikayet edenlerin sayısı artıyor. Bu ağrılar gerçekten mevsimle mi ilgilidir? Soğuk havalarda eklem ağrısı…
Kısmen evet. Soğuk ve yağışlı hava eklem ağrılarına yol açan hastalıkların asıl nedeni değildir, ama romatizmal veya kireçlenmeye bağlı eklem ağrıları soğuk ve nemli havalarda artar. Yani soğuk ve nem, hastalığa neden olmaktan ziyade ağrıyı artırır.
Pek çok insan yağışlı havayı tahmin etmelerini sağlayan eklem ağrıları çektikleri için kendilerinde romatizma olduğunu söyler. Romatizma gerçekten böyle bir şey mi?
Aslını isterseniz romatizma diye bir hastalık yok. Romatizmal hastalıklar denen bir grup hastalık var. Ağır romatizmal hastalıklar, mesela iltihaplı eklem romatizması diye de bilinen Romatoid Artrit veya omurgada şekil bozukluklarına neden olan Ankilozan Spondilit gibi hastalıklar vücudun bağışıklık sisteminin yanlış çalışmasından kaynaklanıyor. Bazı kişilerde ise bu tür ciddi romatizmal hastalıklar olmasa da eklem ağrılarına eğilim vardır. Bu kişilerde de romatizmal hastalıkları olan kişiler gibi soğuk ve nemli havalarda eklem ağrıları olabilir. Ama bu onların romatizma hastası olduklarını göstermez.
Kireçlenme de bir romatizmal hastalık değil mi?
Eğer bütün eklem hastalıklarını romatizma olarak ele alırsanız, evet. Ama kireçlenme, aslında diğer romatizmal hastalıklardan farklı olarak mekanik ve yaşa bağlı nedenlerle eklemdeki kıkırdak, kemik ve yumuşak dokulardan oluşan yapının yıpranması ve bozulmasıdır. Bu nedenle eklem dejenerasyonu da denir. Erken yaşta oluşan eklem dejenerasyonu geçirilmiş bir kaza, düşme, çarpma veya ağır işle bağlantılı olabilir.

İyi ama bir kişide hem kireçlenme, hem de kemik erimesi nasıl aynı anda oluyor?
Kireçlenmede sanıldığı gibi vücutta kireç artışı yoktur. Sadece eklemdeki yıpranan bazı yumuşak dokularda kireç birikir, bu da ağrıyı tetikleyebilir. Kireçlenmeye bağlı ağrılar yıpranan ve bozulan eklemin iltihaplanmasına bağlıdır. İltihaplı eklemler de yine soğuk ve nemli havada ağrıdığı için kış aylarında kireçlenmeye bağlı ağrılar artar. Kemik erimesi de denen osteoporoz ise kemiğin yapısıyla ilgilidir, eklemlerle değil.
O zaman eklem ağrılarının büyük çoğunluğu romatizmaya mı, yoksa kireçlenmeye mi bağlı?
Özellikle yaşlılarda veya belli bir kaza, spor yaralanması vb. geçirmiş olan kişilerde çoğunlukla kireçlenmeye, yani osteoartroza bağlı diyebiliriz.
Kışın artan eklem ağrılarının tedavisi nedir?
Ağrıya neden olan hastalığa göre değişir. Ağrının nedeni çoğunlukla olduğu gibi kireçlenme ise eklemi dinlendirmek, kilo vermek (özellikle diz için), bazen soğuk, bazen sıcak uygulamak, antienflamatuar ilaçlar almak ve fizik tedavi geçerli tedavi yöntemleridir. Cerrahi ancak çok ağır durumlarda düşünülebilir. Bu nedenle kireçlenme yakınması olanların bir fizik tedavi kliniğine başvurması gereklidir. Ağır romatizmal hastalıklarda ise ilaç tedavisi önceliklidir. Romatoid Artrit, SLE, Behçet hastalığı gibi romatizmal hastalıkların tedavisi daha çok Romatoloji kliniklerinde yürütülür. Ağrılarınızın bunların hangisinden kaynaklandığının ayrımını bir fizik tedavi uzmanı kolaylıkla yapacaktır.
Soğuk Havalarda Eklem Ağrısı
Soğuk havalarda yaşadığınız eklem ağrılarının tedavileri için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Egzersiz programları ve tedaviye etkisi
İnsan; eklemleri kas ve iskelet sistemi ile hareket etmekle canlılığını sürdürebilen bir yapı olarak tasarlanmıştır. Dolaysı ile hareket sağlıklı olmanın ayrılmaz bir parçasıdır.
İnsanoğlu avcılıktan tarım dönemine ve nihayet endüstriyel döneme geçiş sağlamıştır. Her geçen gün yaşam ve çalışma koşulları insanı doğal hareketten uzaklaştıran ve maalesef hareketli olmak için özel çaba gerektiren bir yaşama doğru geçiş yapmıştır. Öyle ki hayatımıza giren bilgisayar kullanım uzunluğu nedeniyle normal postür yapımızın dahi temelinden değiştirecek yaşam biçimine doğru gitmektedir. Artık örneğin boyun ve sırt omurga yapımız saatler boyunca telefon ve tabletlerin kullanımına bağlı olarak geri dönüşü çok zor postürleri almaktadır. Yanlış pozisyonlanan omur, bağ, eklem, ligament, kas yapıları kronik ve veya akut myofasial gerilimlere ve ağrı, kireçlenme, eklem hareket kısıtlılığı, kaslarda katılık, blokaj, omurlar arasında ve özellikle boyun ve belde fıtıklar, dejenere disk hastalıkları, dizlerde artroz, sıvı azalması, sırt kaslarındaki gerilime bağlı baş ağrıları, kabızlık, obesite, obesiteye bağlı kronik inflamatuar hastalıklar (diabet, koroner kalp hastalıkları, kanser) gibi daha birçok şikayetlere yol açmaktadır.Ve maalesef ülkemizde kronik inflamatuar hastalıkların istatistiksel olarak oranı her geçen yıl katlayarak artmaktadır.
Egzersiz Programları
Tüm göstergelerden anlaşılıyor ki sağlığımızın devamını istiyorsak harekete devam etmek zorundayız. Peki nasıl bir hareket veya diğer adı ile nasıl bir egzersiz? Çocukların, gençlerin, yetişkinin, yaşlıların her birinin egzersiz kapasite, yöntem, tür plan olarak farklı değerlendirilmeleri gerekir. Bu nedenle birine uygun egzersiz diğeri için çok uygun olmayabilir ve yeni sakatlanmaların önüne geçebilmek için egzersiz şekline karar vermeden önce kişinin mutlaka konunun bir uzmanı tarafından görülmesi gerekir.
Doğru kişiye doğru, ilerleyici, hedef planı iyi yapılmış, amacına yönelik planlama çok düşük maliyetle yüksek verimlilik getiren bir çalışma olacaktır. Örneğin menopoz sonrası osteoporozu olan bir hasta ile, by-pass geçirmiş bir kişinin egzersiz düzenlenmesi ve uzun oturmalara bağlı sırt ağrısı olan kişi ile merdiven çıkması sırasında ağrısı olan kişinin egzersiz planlaması her açıdan birbirlerine farklılık gösterir.

Özetle çocuklarımızın güzel sağlıklı postür geliştirebilmesi, yetişkinin şikayetlerinin oluşmaması, yaşlının hayatını bağımsız yürütebilmesinin yegâne sebebi hareketli olmak ve uygun egzersiz planlanmasından geçer.
Egzersiz obesiteye engel olur, kronik inflamatuar hastalıkların önüne geçer, beynin oksijenlenmesine bağlı alzemıar riskini azaltır, kişinin moodu yükselir ve antidepresan kullanımını azaltır, genç kadınlarda sıkça rastladığımız polikistik over ve infertilite riskini düşürür böylece , kişiye özel planlanmış egzersiz,her derde deva olan herkesin ömür boyu kullanması gereken bir şifa aracıdır.










